Erişilebilirlik

Can Dündar’dan “Ortak Direniş” Çağrısı


“Basın, Türkiye’de hiçbir zaman özgür olmadı ama bugünkü kadar baskı hiçbir zaman yaşanmadı.” Bu sözler 1950’li yıllardan beri gazetecilik yapan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto’ya ait.

Olcayto, bu sözleri özellikle 7 Haziran seçimlerinden sonra iktidarın eleştiri oklarına hedef olan medyanın son dönemde yaşadığı sorunların tartışıldığı “Kutuplaşmış Bir Ülke ve Basın Özgürlüğü” başlıklı konferansta dile getirdi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın düzenlediği toplantıda Uluslararası Gazeteciler Federasyonu Başkanı Jim Schimidt, oto-sansür kadar örgütlenme sorununu da Türkiye’de gazetecilerin en önemli problemleri arasında saydı.

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler, Basın ve Enformasyon Bölüm Başkan Yardımcısı Andrea Schmidt ise basında yaşanan sorunların geçmişi olduğuna dikkati çekti. Schmidt, “Hükümetin sansür uyguladığı açık. Bilindiği gibi Türkiye’de her zaman özgür basına karşı tolerans problemi vardı. Siyasi cinayetler rutin hale gelmişti,” dedi.

Can Dündar: “Hakkımızda 25 dava 40 soruşturma var”

Toplantıda en dikkat çekici konuşmayı Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar yaptı. Suriye’ye giden MİT TIR’larına ilişkin görüntüleri kendi imzasıyla yayınladıktan sonra iktidara yakın medyanın şimşeklerini üzerine çeken Dündar, en son önceki gün bu haberi nedeniyle Star gazetesi yazarı Cem Küçük’ün “MİT TIR’ları olayının benzeri ABD’de yaşansaydı ya da herhangi bir gazete New York Times gibi CIA TIR’larını yayınlasa içindekileri deşifre etseydi hukukla bu işi çözmezdi” sözlerine muhatap oldu.

Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, “Haftanın önemli bölümü davalarla uğraşarak geçiyor. Hakkımızda 25 dava, 40 soruşturma var. Bir taraftan yayın yasaklarıyla başetmeye çalışırken önceki gece hükümet tetikçisi gibi çalışan bir gazetecinin tehdidine maruz kaldık. Orada da konu Suriye’ye silah taşıyan MİT TIR’larının görüntüleriyle ilgiliydi. Bu işler Amerika’da da olsaydı CIA onu ortadan kaldırırdı diyor. CIA’nin böyle bir yöntemi var mı bilmiyorum biz önlem almaya karar verdik,” dedi.

Can Dündar: ‘Türkiye’de kıymetli gazeteciler öldürülmüş ya da hapse atılmışlardır”

Tehditleri ve tacizleri yadırgamadıklarını belirten Dündar, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok gibi suikaste kurban giden eski Cumhuriyet yazarlarının öldürüldükleri günkü gazetelerinin birinci sayfalarının yer aldığı salonda her gün yazı işleri toplantısı yaptıklarını söyledi: “Yazdıklarından dolayı arabası bombalanmış, suikaste uğramış, yıllarca hapis kalmış meslektaşlarımız var. Türkiye’de gazeteciliğin, Cumhuriyet’te gazeteciliğin böyle bir bedeli olduğunu bilerek gazetecilik yapıyoruz. Mesleğin kıymetlileri ya hapisten bir şekilde geçmişlerdir ya da öldürülmüşlerdir. Bu, işin fıtratında var.”

Can Dündar: “Baskılara karşı ortak ses vermeliyiz, direnmek zorundayız”

Dündar, medyanın bundan sonra bu baskılara ortak bir direniş göstermesini teklif etti. Cumhuriyet Yayın Yönetmeni, “Direnmemiz gerektiğini birkaç zeminde bazı gazete yöneticileriyle de paylaştım. Bizim sansüre ve iktidar baskısına karşı ortak ses ve görüntü vermemiz gerekiyor. Kimi zaman boş sayfalarla çıkmalı ya da ortak baş yazılarla tavır almalıyız. Bunları yapmazsak tek tek teslim alınacağımızı gördük. Bu baskıya direnmek zorundayız,” dedi.

Bilici: “Birbirimizin acılarını anlama konusunda gayret göstermeliyiz”

Geçmiş dönemlerde Türkiye Gazeteciler Sendikası ve benzeri iktidara muhalif duran meslek örgütlerinin toplantısında yer almayı pek tercih etmeyen cemaat medyasından bir temsilci de konferansın soru-cevap kısmında söz aldı. Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü ve Zaman gazetesi yazarı Abdülhamit Bilici, cemaat medyasının kısa süre öncesine kadar hükümete yakın görünmesinin nedeninin askeri vesayetin geriletilmesi olduğunu söyledi.

Bilici, “Biz özeleştiri yapıyoruz. Türkiye’deki liberaller ya da birçok yabancı basın organı gibi biz de yanıldık. Bu nedenle büyük şok ve aldatılmışlık duygusu yaşıyorum ama bizi eleştirenlerin de mesela 28 Şubat’la ilgili özeleştiri yapmaları gerekir. Farklı kesimler birbirlerinin acılarını anlamak konusunda gayret göstermezse demokrasiyi ilerletemeyeceğiz. Karamsar mıyız? Hayır. Baskıcı yönetim demokrasiyi zorla öğretecek diye düşünüyorum,” dedi.

Dündar bu sözler üzerine cemaate yakın bazı polis ve savcıların özellikle Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklandığı dönemde acılar çektiğine vurgu yaptı.

Geerdink: “Türkiye’de en büyük sorun kutuplaşma”

Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde “silahlı terör örgütüne yardım etmek” iddiasıyla gözaltına alındıktan sonra sınırdışı edilen Hollandalı gazeteci Frderike Geerdink, toplantıya skype bağlantısıyla katıldı.

Geerdind, ‘Türkiye beni buraya attı. Ne zaman döneceğimi bilmiyorum. Türkiye’de basın özgürlüğü yok ama Takvim gazetesi gibi hükümete yakın medyaya özgürlük var. Onlar için hiç kural yok çünkü Erdoğan onları koruyor. Türkiye’nin en büyük problemi kutuplaşma. Bu nedenle gazeteciler mesafe korumakta zorlanıyor. Her gazetenin bir taraf seçmesi lazım. Okuyanlar da böyle bir şey bekliyor. Türkiye gazetecilik, gazetecilik yapmak isteyenler için bile çok zor hale geldi. Ben burada artık güvendeyim. Ama Güneydoğu’da Kürt gazeteciler çok zor durumda,” dedi.

Sedat Yılmaz: “Kürt medyası, Kürt medyasına yapılan saldırılara duyarlı değil”

Özgür Gündem gazetesinden Sedat Yılmaz da benzer konuya değindi. Yılmaz, “Benim de çalıştığım Özgür Gündem, 27 yıl içinde 50 kez kapandı. 79 gazetecimiz katledildi. Yüzlerce arkadaşımız yurtdışında sürgün hayatı yaşıyor. Onlarca arkadaşımız yüzlerce yılla yargılanıyor. Kaç yılla ve ne kadar mali külfetle yargılandığımızı bilmiyoruz. Bugün Dicle Haber Ajansı 18. kez kapatıldı. Güneydoğu’da çalışan arkadaşlarımızın can güvenliği yok. Türk basını bunu hiç dile getirmiyor. Muhalif merkez medya ve cemaat medyası sessiz. Bu koşullarda nasıl demokrasiyi savunup birlikte yol alamaya çalışacağız?” dedi.

“Kral/Sultan çıplak” diyen gazetecilerin yargılandığını belirten Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Uğur Güç ise 3 Kasım’da seçim yapılıp-yapılmayacağına dair endişe duyduğunu söyledi.

STÜDYO VOA

Timur Cihantimur davasında doğru bilinen yanlışlar – 21 Haziran
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:29:58 0:00
XS
SM
MD
LG