Erişilebilirlik

"Otoimmün hastalıklar neden kadınları erkeklerden çok daha fazla etkiliyor" sorusunun yanıtı bulundu mu?


Stanford Üniversitesi'nden uzmanların yaptığı yeni bir araştırma, lupus ve multipl skleroz gibi otoimmün hastalıkların neden kadınları erkeklere kıyasla yüzde 80 daha fazla etkilediği sorusuna yanıt verebilecek bulgular içeriyor.
Stanford Üniversitesi'nden uzmanların yaptığı yeni bir araştırma, lupus ve multipl skleroz gibi otoimmün hastalıkların neden kadınları erkeklere kıyasla yüzde 80 daha fazla etkilediği sorusuna yanıt verebilecek bulgular içeriyor.

Kadınların, bağışıklık sisteminin kendi bedenine saldırmasıyla ortaya çıkan otoimmün hastalıklara yakalanma olasılığının erkeklere kıyasla çok daha yüksek olduğu biliniyor. Şimdiyse yeni araştırmalar, kadınların erkeklere kıyasla otoimmün hastalıklara daha sık yakalanmasının nedenini nihayet açıklayabilecek nitelikte.

Stanford Üniversitesi araştırmacılarının Perşembe günü yaptıkları açıklamaya göre kadın bedeninin fazladan X kromozomunu kullanma biçimi, kadınların neden otoimmün hastalıklara daha çok yakalandıkları sorusunun yanıtını içeriyor. Bu bulgu, teşhis ve tedavisi zor olan otoimmün hastalıkları tespit etmenin daha iyi yollarını sağlayabilir.

Çalışmada yer almayan Pennsylvania Üniversitesi immünoloji uzmanı E. John Wherry, "Bu, tüm bu otoimmün tepki süreci, özellikle de erkek-kadın önyargısı hakkında düşünme şeklimizi değiştiriyor" dedi.

24 milyondan fazla Amerikalı, otoimmün bozukluklara sahip. Hatta bazı tahminlere göre bu sayı 50 milyon bile olabilir. Otoimmün bozukluklar; lupus, romatoid artrit, multipl skleroz ve onlarca başka hastalığı içeriyor. Her 5 hastadan yaklaşık 4'ünün kadın olması, bilim insanlarını onlarca yıldır şaşırtan bir gizem.

Bir teori, bu durumun sorumlusunun X kromozomu olabileceği yönünde. Kadınlarda iki X kromozomu bulunurken erkeklerde bir X ve bir Y kromozomu bulunuyor.

Bilim dergisi Cell'de yayınlanan yeni araştırma, fazladan X kromozomunun işin içinde olduğunu gösteriyor.

İnsan DNA'sında her hücrenin içinde, biyolojik cinsiyeti belirleyen son çift de dahil olmak üzere 23 çift kromozomda taşınıyor. X kromozomu, erkeklerin çok daha küçük olan Y kromozomundan çok daha fazla, yüzlerce genle dolu. Her dişi hücre, tüm bu genlerin toksik çift dozunu almaktan kaçınmak için X kromozomu kopyalarından birini devre dışı bırakmak durumunda.

X kromozomu inaktivasyonu olarak adlandırılan bu işlemi gerçekleştiren, Xist adı verilen özel bir RNA türü. Bu uzun RNA, bir hücrenin fazladan X kromozomu boyunca kendini konumlandırıyor ve garip kümeler halinde kendisine bağlanan proteinleri çekerek kromozomu susturuyor.

Stanford Üniversitesi'nden dermatolog Dr. Howard Chang, laboratuarında bu yapışık proteinlerden yaklaşık 100 tanesini tespit ettiğinde Xist'in nasıl işlev gördüğünü araştırıyordu. Dr. Chang birçoğunun insan cildinin otoimmün bozukluklarıyla ilgili olduğunu fark etti. Hastalar yanlışlıkla bu normal proteinlere saldıran "otoantikorlara" sahip olabiliyor.

Dr. Chang, "Bu bizi şunu düşünmeye itti: Bunlar bilinen proteinler. Peki ya Xist'teki diğer proteinler? Belki de sadece kadınlarda bulunan bu molekül, proteinleri bir şekilde bağışıklık sistemini harekete geçirecek şekilde organize edebilir" dedi.

Eğer doğruysa, Xist tek başına otoimmün hastalığa neden olamaz ya da bundan tüm kadınlar etkilenir. Bilim insanları uzun zamandır bağışıklık sisteminin harekete geçmesi için genetik yatkınlık ile enfeksiyon ya da yaralanma gibi çevresel bir tetikleyicinin biraraya gelmesi gerektiğini düşünüyordu. Örneğin Epstein-Barr virüsü, multipl skleroz hastalığıyla ilişkilendiriliyor.

Dr. Chang'in ekibi, erkek laboratuvar farelerini yapay olarak Xist üretecek şekilde, tek X kromozomlarını genetik ifadelerini engellemeden tasarlamaya ve bunun nasıl bir sonuç doğurduğunu görmeye karar verdi.

Araştırmacılar ayrıca tahriş edici bir kimyasal maddenin tetikleyebileceği lupus benzeri bir duruma duyarlı fareleri özel olarak yetiştirdi.

Uzman ekip, Xist üreten farelerin Xist'in ayırt edici protein kümelerini oluşturduğu ve tetiklendiğinde dişilere benzer seviyelerde lupus benzeri otoimmün yanıt geliştirdiği sonucuna vardı.

Dr. Chang, "Xist RNA'sının hücre dışına sızarak bağışıklık sisteminin onu görebileceği bir yere ulaşmasının gerçekten önemli olduğunu düşünüyoruz. Yine de tüm sürecin başlaması için bu çevresel tetikleyiciye ihtiyacımız vardı" diyor.

Araştırmacılar, fareler dışında 100 hastadan alınan kan örneklerini de inceledi ve bilim insanlarının daha önce otoimmün bozukluklarla ilişkilendirmediği Xist ile ilişkili proteinleri hedef alan otoantikorları ortaya çıkardı. Dr. Chang'e göre bunun olası bir nedeni var; otoimmün tepki için standart testler, erkek hücreleri kullanılarak yapılıyordu.

Pennsylvania Üniversitesi'nden John Wherry, bu alanda daha çok araştırma yapılması gerektiğini ancak bulguların "klinik ve immünolojik olarak oldukça farklı görünen hastaları teşhis etmek için daha kısa bir yol sağlayabileceğini" söyledi.

Wherry, "Sizin Protein A'ya karşı otoantikorlarınız olabilir ve başka bir hastanın Protein C ve D'ye karşı otoantikorları olabilir. Ancak bunların hepsinin daha büyük Xist kompleksinin bir parçası olduğunu bilmek, doktorların hastalık modellerini daha iyi tespit etmesine olanak tanır. Artık elimizde biyolojik bulmacanın en azından büyük bir parçası var" dedi.

Forum

STÜDYO VOA

Afganistan’dan çekilme süreciyle ilgili Kongre’den Blinken’a suçlama – 1 Mart
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:29:58 0:00
XS
SM
MD
LG