Erişilebilirlik

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Türkiye'de göçmen medyası


Türkiye son 10 yılda basın özgürlüğü endeksinde gerilerken göç alan ülke verilerinde ilerlemeye devam etti. Bu süre içerisinde Türkiye’de göçmen grupları kendi medyalarını oluşturmaya başladı.

Türkiye’de yerleşik gazetecilerin çalışma koşulları günden güne ağırlaşmışken, göçmen gazeteciler kendileri için çok daha zor olan koşulları ve karşılaştıkları sıkıntıları VOA Türkçe'ye anlattı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün hazırladığı 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye, 180 ülke içinde 158’inci sırada yer aldı. Bu sıralamada Türkiye’nin yeri 2010 yılından 2023 yılına istikrarlı olarak geriledi. Bu dönem Türkiye’nin etrafındaki çatışma, savaş ve yoksulluklardan dolayı yoğun göç aldığı bir döneme de denk geliyor.

Türkiye’ye son dönemde en yoğun göç veren ülkeler Suriye, İran, Ukrayna ve Rusya oldu.

2024 yılı itibarıyla TÜİK verilerine göre geçici koruma altına alınan kayıtlı Suriyeliler’in Türkiye nüfusuna oranı yüzde 3,56.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 2023 sonu itibarıyla Türk vatandaşlığını kazanan Suriyeli sayısını 237 bin 995 olarak açıkladı.

Yerlikaya, geçici koruma altındaki Suriyeli sayısını 3 milyon 254 bin, ikamet izni ile kalanları 1 milyon 129 bin, uluslararası koruma kapsamında kalanları 259 bin 468 olarak paylaştı.

2022 yılında Türkiye'ye gelen 494 bin 52 yabancı nüfusun yüzde 25'ini Rus vatandaşları oluşturdu. Bunu yüzde 8,1’le Ukrayna, yüzde 6,5’le ise İran vatandaşları izledi.

Medya kurmak, göçmen grupları için yerleşmek ve kalıcı olmanın en önemli işaretlerinden

Bu yoğun göç tablosunda, Türkiye’de yaşam mücadelesi veren göçmen grupların da medyaları oluşmaya başladı.

Kitlesel göçün en önde yer alan grubu Suriyeliler savaşın başladığı 2011 yılından beri peyderpey geldikleri Türkiye’de medya yapıları kurdu. Geniş çalışan kadrosuyla Suriye TV ve Arapça-İngilizce yayın yapan Enab Baladi bunlar arasında bulunuyor.

2022’de savaş sonrası başlayan Rusya’dan Türkiye’ye göçün içinde Rus gazeteciler de yer aldı.

Rapoport: “Kalıcı olmak istediğiniz bir ülkede medya kurarsınız"

İstanbul’da çalışmalar yürüten Ruslar’ın kurduğu Kovcheg the Ark sivil toplum örgütünün İstanbul temsilcisi ve gazeteci Eva Rapoport VOA Türkçe'ye, Rus gazetecilerin Türkiye’yi kolay vize alabildikleri için bir geçiş noktası olarak gördüklerini ve zamanla Avrupa’da diğer
ülkelere geçtiklerini belirtti.

Gazeteci Eva Rapoport
Gazeteci Eva Rapoport

“Kalıcı olmak istediğiniz bir ülkede medya kurarsınız” diyen Rapoport, “Rus gazetecilerin uzun vadeli yaşam ve güvenlik koşullarını gözeterek buradan ayrıldıklarını” paylaştı. Bugün Türkiye’de çok az sayıda ve görünür olmak istemeyen Rus gazeteci bulunuyor.

Antalya ve İstanbul’da VOA Türkçe’nin görüştüğü çeşitli mesleklerden Ruslar da, Türkiye’de ikamet izinlerinde yaşanan zorluklardaki artışlar nedeniyle Ruslar’ın yönünü Avrupa ülkelerine döndüğünü ve çoğunun Türkiye’de uzun vadeli yaşam planı yapmadığını paylaştı.

Savaştan önce ve sonra Türkiye’ye göçmüş olan Ukraynalılar açısından haberleşme ve iletişim daha çok sosyal medya üzerinden ilerliyor.

Türkiye medyasının Ukrayna’daki savaş ve özellikle burada yaşayan göçmenlerin sorunlarına yeterince eğilmediğini düşünen Ukraynalılar, burada iki toplumu birbirine daha iyi anlatmak için bir medyaya duyulan ihtiyacı dile getiriyorlar. Bu ihtiyaç kapsamında doğan Kırım Haber Ajansı ve Ukrayna Haber Tükçe yayın yapıyor.

Suriyeli gazeteci Müheymin Seho: "En büyük zorluk basın kartı alamamak"

Müheymin Seho 27 yaşında Suriyeli bir gazeteci. Türkiye’de Orient TV’de çalışırken kanal 2023’te Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat'ın basıkları sonucu kapatılmış.

Ardından Enab Baladi kanalı için çalışan gazeteci şimdi TR99Media için Türkiye’den habercilik yapıyor ve Türkiye’de yaşayan Suriyeliler için buradaki gelişmeleri takip ettiğini söylüyor.

Suriyeli gazeteci Müheymin Seho
Suriyeli gazeteci Müheymin Seho

VOA Türkçe’nin “Göçmen bir gazetecinin en büyük zorluğu nedir?” sorusuna “Basın kartı alamamak” yanıtını veren Müheymin, “Türkiye’de çalışma iznim var ancak çalıştığım yayın organları Suriyeli ve dolayısıyla burada resmi bir medya olarak görülmüyor. Bunların
prosedürü zor ve karmaşık. Dolayısıyla sahaya çıktığınızda, polisle karşılaştığınızda elinizde bir basın kartı yok” diyor.

Bunun en büyük zorluğunu deprem dönemi ve sokak protestolarında yaşadığını belirten gazeteci, “Öyle durumlarda polisle karşı karşıya
gelmemek için direk ortadan kaybolmanız ve görünmez olmanız gerekiyor. Çünkü ‘ben gazeteciyim’ diye anlatmak orada çok zor” ifadelerini kullanıyor.

Bu tip kriz anlarında her zaman Türkiyeli meslektaşlarından dayanışma gördüğünü söyleyen Müheymin, serbest gazetecilerin dayanışmaya bir kurum çatısı altında çalışan gazetecilerden daha açık olduğunu da belirtiyor.

“Gazeteci olmak artık hiçbir ülkede kolay değil”

“Gazeteci olmak artık hiçbir ülkede kolay değil” diyen Suriyeli gazeteci, Türkiye’de en büyük zorluğun kutuplaşma olduğunu belirterek, “Burada ya bizdensin ya onlardan anlayışı var. Beni en çok zorlayan bu durum” diyor.

Türkiye’de kurulan Arap basınının şu an daha çok Katar tarafından finanse edildiğini söyleyen Müheymin, bağımsız yapıların ayakta kalmasının daha zor olduğuna dikkat çekiyor. Müheymin, şunları ifade ediyor:

“Orient TV olarak bizim dostumuz yoktu biz herkese karşı habercilik yapıyorduk, takipçi sayılarımız milyonları bulmuştu etkili bir yayın organıydı ama devam edemedi. Bugün kurumsallaşan Arapça yayınlar var. En çok izlenen Suriye TV. Ayrıca burada yaşayan Suriyeliler için içerikleri özelleşen şu an benim de çalıştığım TR99 gibi medyalar da var. Koşullar ne olursa olsun sıcak bir coğrafyada yaşıyoruz ve bu işimizi sürdüreceğiz."

“Sekiz yıl önce ben Türkiye’ye geldiğim dönemlerde IŞİD Türkiye’deki Suriyeli gazeteciler için büyük bir tehditti ve cinayetler de işledi” diyen Müheymin, şu an onların tamamen yer altında olduğunu ve etkili olmadıklarını söylüyor.

Esat içinse “Türkiye’de yaşadığımız sürece Esat için artık bir sorun teşkil etmiyoruz. Dönmemizi asla istemiyor ve bu nedenle burada ne yaptığımız da artık umrunda değil” diyor.

Türkiye’de yaşayan Suriyeliler arasında her geçen gün Türkçe bilenlerin sayısı artsa da Suriyeliler halen Arapça haber almayı tercih ediyor.

VOA Türkçe’nin görüştüğü bazı Suriyeli gazeteciler ise Türkiye’de halen sınırdışı baskısı altında olduklarını ve görüş vermek istemediklerini belirttiler. Onlara göre, Türkiye’de gazeteciliklerini sürdürebilmek Türkçe olarak görünmez olmaktan geçiyor.

Önderoğlu: “Göçmen gazeteciler için en büyük bariyer dil, en büyük güvensizlik Türkiye’nin savrulan diplomatik ilişkileri”

VOA Türkçe’ye konu hakkında konuşan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, şunları söyledi:

“Son 10 yılda İranlı, Suriyeli ve Mısırlı gazeteciler toplumsal ilişkilerde çok öne çıkmadan, medyalarını özellikle İstanbul merkezinde kurumsallaştırdılar. Son yıllarda Türkiye’nin Mısır ile diplomatik dönüşümü ve İran gizli servisinin sızmaları Türkiye’deki sığınmacı gazetecilerin güvenliğini tehdit eder oldu. RSF 10’larca gazeteciye asistan sağlamakla birlikte Türkiye makamlarını İran’ın bu tehditleri karşısında uyardı; IŞİD ve rejim tehdidi altında olacakları için sığınmacı gazetecileri Suriye’ye geri göndermemeye çağırdı. Sığınmacı ve sürgün gazetecilere yönelik tehlikeler, ne yazık ki günümüz küresel dünyasının gittikçe yaygınlaşan bir sorunu."

VOA Türkçe’nin “Türkiye'de göçmen gazetecilerle gerekli dayanışma ağları kurabildi mi? sorusuna ise Önderoğlu, şu yanıtı verdi:

"Sığınmacı gazeteciler güvenlik arayışının da bir sonucu olarak, Türkiye’de daima temkinli ve tedbirli yaşadı. Özellikle Arap medyası temsilcilerinin yoğunluğuna ve etkinliğine, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı 2018’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’nda yok edildiğinde tanık olduk. O dönem devreye giren Türk Arap Medya Derneği’nin (TAM) 2 bin üyesi olduğunu öğrendik. Ancak Kaşıkçı’ya dair dayanışma bu boyutta olmadı."

Türkiye’nin aldığı göçte ve dayanışma ağlarının eksikliğinde dil bariyerine de dikkat çeken Önderoğlu, farklı alfabelere sahip bu dillerde iletişimin zorluğuna vurgu yaparak, “Türkiye dil bariyeri nedeniyle mesleği sürdürmenin güç olduğu bir ülke. Sığınmacı gazetecilerin geneli içinse Türkiye’nin savrulan diplomatik ilişkileri, ülkelerinin istihbarat faaliyetleri ve geri gönderilme riski, güvenliklerini tehdit ediyor” diye ekledi.

TAM’a üye şu anda Türkiye'de toplam 13 Arap yayın kuruluşu var. Türkiye’de yaşayan Arap gazetecilerinin iletişimine katkıda bulunmak amacıyla 2017 yılında “Arap Gazetecileri Evi Derneği” ismi ile kurulan ve 2018 yılda Türk Arap Medya Derneği olarak yenilenen dernek, Türkiye’deki gazeteciler arasında etkileşimi arttırmak amacıyla çalışıyor ve mesleki eğitimler veriyor.

Forum

STÜDYO VOA

Timur Cihantimur davasında doğru bilinen yanlışlar – 21 Haziran
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:29:58 0:00
XS
SM
MD
LG