Erişilebilirlik

Uluslararası Adalet Divanı İsrail’in Refah’a yönelik askeri operasyonlarını derhal durdurmasını istedi 


Güney Afrika tarafından İsrail'i soykırımla suçlayan bir davanın parçası olarak talep edildikten bir hafta sonra verilen karar, 15 yargıçtan oluşan panel tarafından 2’ye karşı 13 oyla kabul edilirken, sadece Uganda ve İsrail'den yargıçlar karara karşı çıktı.  
Güney Afrika tarafından İsrail'i soykırımla suçlayan bir davanın parçası olarak talep edildikten bir hafta sonra verilen karar, 15 yargıçtan oluşan panel tarafından 2’ye karşı 13 oyla kabul edilirken, sadece Uganda ve İsrail'den yargıçlar karara karşı çıktı.  

Birleşmiş Milletler'in en üst mahkemesi olan Uluslararası Adalet Divanı yargıçları, Güney Afrika'nın İsrail'i soykırımla suçladığı davada dönüm noktası niteliğindeki acil kararla, İsrail'in Gazze'nin güneyindeki Refah kentine yönelik askeri operasyonlarını derhal durdurmasını istedi.

Dünya Mahkemesi olarak da bilinen Uluslararası Adalet Divanı kararını okuyan mahkeme başkanı Nawaf Selam, Gazze’deki durumun, mahkemenin İsrail'e durumu iyileştirmek için adımlar atması yönünde verdiği son karardan bu yana kötüleştiğini söyledi.

Mahkeme Başkanı Yargıç Nawaf Selam, "İsrail devleti, askeri saldırısını ve Refah vilayetinde Filistinliler’e fiziksel olarak tamamen ya da kısmen yıkım getirmesi olası yaşam koşullarına neden olabilecek diğer tüm eylemlerini derhal durdurmalı" dedi.

Mahkeme ayrıca İsrail'in Mısır ile Gazze arasındaki Refah sınır kapısını açarak insani yardımların girişine izin vermesini ve kuşatma altındaki bölgeye müfettişlerin erişimini sağlayarak bir ay içinde kaydedilen ilerleme hakkında rapor vermesini talep etti.

Mahkeme, davayı açan Güney Afrika’nın geçen haftaki oturumlarda talep ettiği gibi, Gazze geneli için tam ateşkes çağrısında bulunmadı.

Kararları bağlayıcı olan mahkemenin uygulama mekanizmaları sınırlı

Güney Afrika tarafından İsrail'i soykırımla suçlayan bir davanın parçası olarak talep edildikten bir hafta sonra verilen karar, dünyanın dört bir yanından gelen 15 yargıçtan oluşan panel tarafından 2’ye karşı 13 oyla kabul edilirken, sadece Uganda ve İsrail'den yargıçlar karara karşı çıktı.

Uluslararası Adalet Divanı, devletler arasındaki anlaşmazlıklara bakan en yüksek BM organı. Kararları nihai ve bağlayıcı olmasına rağmen, mahkemenin yaptırım gücü bulunmuyor. Kararların uygulanmasına yönelik mekanizmaları da sınırlı.

Mahkemenin aldığı kararlar geçmişte göz ardı edilmişti. Örneğin Rusya, mahkemenin 2022 yılında Ukrayna’daki işgalini durdurması yönündeki emrini görmezden geldi.

Mahkemenin önünde Filistin yanlısı küçük bir grup ellerinde bayraklarla gösteri yaparken “Filistin’e özgürlük” çağrısı yapan şarkılar çaldı.

Mahkemede Gazze'deki operasyonlarının meşru müdafaa olduğunu savunan İsrail, 7 Ekim'de İsrail'e saldıran Hamas militanlarını hedef aldığını kaydederek davadaki soykırım suçlamalarını temelsiz olarak niteleyerek reddetti.

İsrail hükümet sözcüsü Cuma günkü karar öncesinde yaptığı açıklamada, "Dünya üzerindeki hiçbir gücün İsrail'i vatandaşlarını korumaktan ve Gazze'de Hamas'ın peşine düşmekten alıkoyamayacağını" söyledi.

İsrail bu ay güneydeki Refah kentine saldırı başlatarak yüz binlerce Filistinliyi, 2,3 milyonluk nüfusun yaklaşık yarısının sığınağı haline gelen kentten kaçmaya zorladı.

Gazze'nin güney sınırında yer alan Refah aynı zamanda insani yardımların ana giriş güzergahı. Uluslararası örgütler İsrail operasyonunun Gazze bağlantısını kestiğini ve kıtlık riskini arttırdığını söylüyor.

Hukuki süreç devam ederken acil önlemler

Davada Güney Afrika'yı temsil eden avukatlar geçen hafta Uluslararası Adalet Divanı’ndan acil önlemler almasını isteyerek, Filistin halkının hayatta kalması için İsrail'in Refah'a yönelik saldırılarının durdurulması gerektiğini kaydetmişti.

Davadan bir sonucun çıkması yıllar alabilir; ancak Güney Afrika hukuki süreç devam ederken Filistinli sivilleri korumak amacıyla acil birtakım kararlar alınmasını talep etmişti.

İsrail aleyhine bir karar, Başbakan Benyamin Netanyahu hükümeti üzerinde daha fazla diplomatik baskı yaratabilir.

Merkezi Lahey'de bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin başsavcısı ise Pazartesi günü Netanyahu ve İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın yanı sıra Hamas liderleri hakkında tutuklama emri çıkarılması için başvuruda bulunduğunu açıklamıştı.

Savcı Kerim Han, Netanyahu ve Gallant'ı yıkım ve açlığı silah olarak kullanma ve kasıtlı olarak sivillere saldırma gibi suçlarla itham etmişti. İsrail bu suçlamaları şiddetle reddediyor ve müttefiklerine mahkemenin bu hamlesini reddetme çağrısında bulunuyor.

İsrail Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taraf değil. Bu nedenle yakalama kararı çıksa bile Netanyahu ve Gallant yargılanma riskiyle karşı karşıya kalmıyor ancak böyle bir karar İsrailli liderlerin yurtdışına seyahatini zorlaştırabilir.

Güney Afrika'nın Uluslarası Adalet Divanı’ndaki daha geniş kapsamlı davası İsrail'i Filistin halkına karşı “devlet öncülüğünde bir soykırım” ile suçluyor.

Adalet Divanı bu suçlamanın esası hakkında karar vermedi; ancak İsrail'in davanın düşürülmesi talebini reddetti.

Mahkeme daha önceki kararlarında, İsrail'in Filistinliler’e yönelik soykırım eylemlerini engellemesini ve Gazze'ye yardım akışına izin vermesini emretmiş, ancak İsrail'in askeri operasyonlarını durdurma emri vermekten kaçınmıştı.

İsrail, Filistin Yönetimi ve Hamas'tan tepkiler

Filistin Yönetimi, kararın, savaşın sona ermesi gerektiği konusunda küresel bir mutabakatı temsil ettiğini söylese de başkanlık sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, Gazze'nin diğer bölgelerindeki çatışmaları durdurmadığı için yeterince ileri gitmediğini belirtti.

Hamas'ın üst düzey yetkilisi Basem Naim Reuters'a yaptığı açıklamada, BM Güvenlik Konseyi'ni Dünya Mahkemesi'nin talebini uygulama çağrısı yaptı.

"Ahlaki felaket"

İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, İsrail'in savaşı durdurmasını talep edenlerin aynı zamanda İsrail'in varlığına son vermesini de talep ettiklerini savundu ve bunu kabul etmeyeceklerini söyledi.

İsrailli muhalefet lideri Yair Lapid, kararı, savaşın durdurulması talebini Hamas'ın rehineleri serbest bırakması talebiyle ilişkilendirmediği için emri "ahlaki bir çöküş ve ahlaki bir felaket" olarak nitelendirdi.

İsrail savaş kabinesinden Benny Gantz da karara, "İsrail Devleti, vatandaşlarının acımasızca katledilmesi, kadınlarına karşı uygulanan iğrenç cinsel şiddet, çocuklarının kaçırılması ve şehirlerine atılan roketlerin ardından haklı ve gerekli bir kampanya başlatmıştı. İsrail Devleti, rehinelerini geri almak ve Refah dahil gerekli olan her yerde ve her zaman vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için mücadele etmeye devam etmeye kararlıdır" sözleriyle tepki gösterdi.

Gantz ayrıca İsrail'in uluslararası hukuk çerçevesinde hareket ettiğini söyleyerek, "Nerede faaliyet gösterirsek gösterelim, sivil nüfusu mümkün olan en iyi şekilde koruyarak uluslararası hukuka uygun olarak faaliyet göstermeye devam edeceğiz. Bunu Uluslararası Adalet Divanı yüzünden değil, kim olduğumuz ve savunduğumuz değerler yüzünden yapıyoruz" dedi.

Forum

STÜDYO VOA

Biden ve Zelenski güvenlik anlaşması imzaladı – 13 Haziran
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:29:58 0:00
XS
SM
MD
LG