Bush'un Gündemi Yine Dış Politika Ağırlıklı

Başkan Bush’u ikinci döneminde yüklü bir dış politika gündemi bekliyor. Başkan’ın birinci dönemine damgasını vuran, Irak ve terörle mücadele konuları, ikinci dönemde de uluslararası gündemin başında yer alacak. Bunun yanı sıra, İsrail-Filistin sorunu; nükleer silahların yayılmasını önleme; güçlenen Çin ve Tsunami felaketi de Amerikan yönetimini meşgul edecek.

Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın yönetimden ayrılmamaları dış politikada devamlılığı sağlayacak.

Condoleezza Rice, birinci dönemde, başkanın politikalarına muhalefet eden Colin Powell’ın yerine geçiyor. Zaten, Rice, başta terörle mücadele olmak üzere Bush’un izlediği politikalara şekil veren isim olarak biliniyor.

Washington’daki Heritage Vakfı Dış yöneticilerinden Helle Dale, artık Başkan’la Dışişleri Bakanı arasında görüş ayrılığı kalmadığına dikkat çekiyor: “Bence insanlar, bundan memnuniyet duyacaklar. Çünkü, Rice konuştuğunda Başkan’ın görüşlerini yansıtacak.”
Ancak, Amerikan Üniversitesi profesörlerinden Robert Pastor, bunun sorun yaratabileceğini söylüyor: “Bunun olumsuz yanları da var: Rice’ın diplomasi deneyimi yok. Ayrıca, yeni bakan görüşmelerde, Başkan’ın ‘ya bizimlesin ya da bize karşısınız’ görüşünü yansıtıyor olacak.”

Bu yaklaşım müttefiklerle ilişkilerin bozulmasına neden olmuştu. Oysa Beyaz Saray, şimdi, ilişkilerin düzeltilmesini, öncelikleri arasına aldı. Profesör Helle Dale de aynı görüşte: “Sanıyorum, yönetim, terörle mücadele ve Irak savaşı gibi nedenlerle bozulan ilişkilerin düzeltilmesi ve işbirliğinin sağlanması için yeni dönemde çaba sarfedecektir.”

Başkan'ın amacı Ortadoğu sorununu çözmek

Başkan’ın, önümüzdeki yıllarda Ortadoğu sorununu çözme şansı da olabilir. Zaten Bush, İsrail-Filistin anlaşmazlığını bu dönemde çözmek istediğinin işaretini vermişti: “Eğer taraflar gayret gösterirse; ve tüm ülkeler iyi niyet sergilerse; sorun çözülür ve barış sağlanır. İşte bu yolda gösterilecek gayret ve iyi niyetin tam zamanıdır.”


Robert Pastor, bunun hem Arap ülkeleriyle ilişkilerin düzeltilmesi hem de Irak’ta başarı için gerekli olduğunu düşünüyor: “Arap devletler, Irak’tan ziyade Filistin’e odaklanmış durumda. Irak’ta konusunda Arap desteğini kazanmamız için, Ortadoğu’da barış istediğimizi göstermemiz gerekiyor.”


Başkan’ın gündeminde Kuzey Kore ve İran da var. Her iki ülke de nükleer silah edinmek istiyor. Uzmanlar, bu iki ülke yüzünden silahlanma yarışının hızlanmasından ve bu rejimlerin teröristlere nükleer malzeme sağlama ihtimalinden kaygı duyuyor. Askeri seçeneği düşünmeyen Bush ise diplomatik girişimleri sürdürüyor.

BM'yle ilişkiler düzelecek mi?

Gözlemciler, diplomasinin sonuç vermesi için, Birleşmiş Milletler’le işbirliğinin şart olduğunu vurguluyorlar. Ancak, Amerika’nın örgütle ilişkileri iyi değil. Bu nedenle, Pastor, Bush’un dikkatli davranması gerektiğini düşünüyor : “Bush, yardıma ihtiyacı olduğu alanlarda Birleşmiş Milletler’e danışacak; kendi başına yapabileceğine inandığı alanlardaysa, örgüte yüz vermeyecektir.”


Başkan Bush, ikinci dönemde politikalarını uygulama konusunda daha kararlı görünüyor. Ancak, bu, sanıldığı kadar kolay olmayabilir. Çünkü, diğer ülkelerin Bush’a yönelik muhalefetinin ve Irak’ta belirsizliğin sürmesi bekleniyor. Bush’un dış politikada göstereceği performans, tarihe nasıl geçeceğini de belirleyecek.