5 Soruda Azerbaycan-Ermenistan Çatışması

Azerbaycan ve Ermenistan arasında iki yıl önceki savaşın ardından yeniden patlak veren çatışmaları ABD ve uluslararası toplum yakından izliyor.

VOA Türkçe’ye konuşan uzmanlar bu sabah tekrar başladığı açıklanan çatışmaların arkasındaki nedenleri değerlendirdi.

Taraflar ve uluslararası toplum ne diyor?

Azerbaycan ve Ermenistan 13 Eylül Pazartesi akşamı başlayan çatışmalardan birbirini sorumlu tuttu. Ermenistan, sınır hattındaki bazı kasabalarının top ateşine tutulduğunu ve ordusunun buna karşılık verdiğini iddia etti.

Azerbaycan ise ilk olarak Ermenistan tarafından altyapısının hedef alındığını savundu.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan çatışmalarda 49 askerin öldüğünü, Azerbaycan Savunma Bakanlığı da 50 askerini kaybettiğini açıkladı.

İki eski Sovyet Cumhuriyeti Azerbaycan ve Ermenistan arasında iki yıl önce altı hafta süren savaşı sonlandıran anlaşmanın garantörü olan ve çatışma bölgesinde barış koruma gücü bulunan Rusya, Salı sabahı itibariyle ateşkesin devreye girdiğini belirtti.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, her iki ülkeye de düşmanca eylemlere derhal son vermeleri çağrısı yaparak bu çatışmanın askeri bir çözümünün olmadığını vurguladı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Antony Blinken’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’la telefon görüşmelerinin ardından yaptığı açıklamalarda, “Ermenistan’daki bombardıman haberleri dahil, sınır hattındaki askeri eylemlerle ilgili derin kaygılarını ilettiğini” söyledi.

İlgili Haberler Azerbaycan ile Ermenistan Arasında Yeni Çatışma

Son çatışmaların arka planında ne var?

Peki uluslararası siyasette “donmuş çatışma” olarak adlandırılan Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında gerilimin yeniden tırmanmasının arka planında hangi unsurlar yer alıyor?

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki son çatışma, Rusya’nın altı aydır devam eden Ukrayna savaşında askeri olarak ivme kaybettiği bir döneme rastlıyor.

Uzmanlar, Ukrayna savaşının Rusya’nın bölgedeki güvenlik garantörü rolünü sekteye uğrattığını ve bu durumun Azerbaycan’a manevra alanı sağladığı görüşünü dile getiriyor.

Gerilimin zamanlamasını VOA Türkçe’ye değerlendiren Washington’daki düşünce kuruluşu Amerikan İlerleme Merkezi’nin Ulusal Güvenlik ve Uluslararası Politika Kıdemli Direktörü Max Hoffman, son çatışmaların öncekilerde olduğu gibi yalnızca Dağlık Karabağ’ı değil; Ermenistan topraklarını da kapsadığını söyledi ve bu durumun ciddi bir tırmanmaya işaret ettiğini dile getirdi.

Hoffman, “Azerbaycan Ermenistan’ı 2020’deki savaşta aldığı toprakları daha hızlı bir şekilde geri vermeye zorlamak ve Şuşa gibi bölgelere erişimi kolaylaştırmak için kara ulaşımını da genişletmek istiyor” ifadelerini kullandı.

Enerji nasıl bir rol oynuyor?

Azerbaycan aynı zamanda önemli bir enerji ihracatçısı. Rusya’nın Avrupa’ya doğal gaz sevkiyatını kestiği ve Batılı ülkelerin enerjide Rusya’ya bağımlılığını azaltmaya çabaladığı bir dönemde Bakü’nün, bu yıl Avrupa Birliği’ne doğalgaz ihracatını artırması bekleniyor.

Merkezi Londra’da bulunan düşünce kuruluşu Chatham House’un Rusya ve Avrasya Programı uzmanı Laurence Broers VOA Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, Azerbaycan’ın hem Rusya hem de Avrupa için enerjide kritik bir role sahip olduğuna dikkat çekti.

Kısa bir süre önce Rusya, İran ve Azerbaycan’ın Bakü Deklarasyonu’na imza attığını hatırlatan Laurence Broers, “Bu deklarasyon, imzacı ülkelerin Kuzey Güney Ulaştırma Koridoru’na bağlılığını vurguluyor. Bu koridor, enerjide batı rotası ve Batı piyasalarına erişimi çöken Rusya’ya alternatif bir bağlantı sağlıyor” dedi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen 18 Temmuz’da Azerbaycan’ın Avrupa’ya doğalgaz tedarikini 20 milyar metreküpe yani şu anki rakamın iki katına çıkarmasını öngören bir anlaşma imzaladı.

Laurence Broers, Azerbaycan’la enerjide sağlanan bu ortaklık sebebiyle de, Avrupa Birliği’nin bu çatışmanın çözümünde bir nüfuz sahibi olma imkanının bulunmadığı görüşünde.

Türkiye nasıl konumlanıyor?

Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında tarihsel olarak Azerbaycan’ın yanında yer alan Türkiye, son çatışmaların ardından da Bakü’ye desteğini açıkladı.

1915 olaylarının ilişkilerde gerilimli bir alan olarak kaldığı, Dağlık Karabağ’ın işgali sebebiyle de Ermenistan’la sınırları kapalı olan ve diplomatik ilişkisi bulunmayan Türkiye çatışmalarda Erivan’ın eylemlerini “provokasyon” olarak niteledi.

Azerbaycan, 1988-1994 arasında kaybettiği toprakları geri aldığı iki yıl önceki savaşta, bugün Ukrayna tarafından da kullanılan Türkiye üretimi TB2 (Bayraktar) insansız hava araçları ve İsrail kamikaze drone’larıyla üstünlük sağlamıştı.

Uluslararası basında yer alan haberlere göre Ermenistan iki yıl önceki savaşta, yaklaşık 200 tank, 90 zırhlı araç kaybetti.

Azerbaycan açısından büyük bir zafer olarak nitelenen savaşın ardından Bayraktar drone’larının yurtdışındaki itibarının güçlendiği yorumu yapılmıştı.

İlgili Haberler “Azerbaycan ve Ermenistan Doğrudan İletişim Kurmalı”

Çatışmanın tırmanması bölgede hangi risklere yol açar?

VOA Türkçe’ye konuşan uzmanlar, Azerbaycan ve Ermenistan arasında daha geniş çaplı bir savaşın yaşanmasının Rusya ve Türkiye gibi bölge ülkelerinin de çatışmaya sürüklenmesi tehlikesini barındırdığına dikkat çekti.

Uzmanlar böyle bir savaşın, petrol ve doğalgaz taşıyan boru hatları için önemli bir koridor olan Güney Kafkasya’da istikrarı bozacağını da vurguladı.

Max Hoffman VOA Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, Azerbaycan’ın gerilimi yeniden ve sürekli olarak tırmandırması halinde, bunun Bakü’nün uç hedefler peşinde olduğu algısına yol açacağını ve böylesi bir durumun uluslararası toplumda ve ABD Kongresi’nde daha sert bir tepkiye neden olabileceğini dile getirdi.

Chatham House’un Rusya ve Avrasya Programı uzmanı Laurence Broers da şu an çatışmalar yatışsa bile, “Güney Kafkasya’da güç kullanılmasına karşı etkili bir caydırıcı unsur olmadığı için” bunun devamının gelebileceği uyarısında bulundu.

Bölgedeki güvenlik mimarisinin kriz içinde olduğunu belirten Laurence Broers, “Rusya, Türkiye, İran ve diğer devletlerin birbiriyle çatışan çıkarları dikkate alındığında, daha geniş çaplı bir çatışma oldukça anarşik olabilir. Bölge ülkelerinin birbirleriyle bağlantılı olması farklı bir senaryo sunsa da, bu, tüm aktörlerin ilişkilerine pragmatik ve stratejik şekilde yaklaşmalarını gerektirir. Ancak bunu görmüyoruz.” sözleriyle olası riskleri değerlendirdi.