Biden ve Trump Dış Siyasette Birbirinden Nasıl Ayrılıyor?

Rakip siyasi partilerin başkan adayları olan Başkan Donald Trump ve eski Başkan Yardımcısı Joe Biden, Amerika'nın yabancı ülkelere yaklaşımı konusunda farklı görüşlere sahip. Trump'ın "Önce Amerika" doktrinine karşı Biden'ın uluslararası işbirliğine kucak açan duruşu, iki adayın dış siyasete yaklaşımındaki temel farklılığı oluşturuyor.

İki adayın Amerikan dış siyasetiyle ilgili zıt yaklaşımları, farklı alanlara şu şekilde yansıyor:

NATO

Donald Trump, 2016 başkanlık kampanyası sırasında NATO üyesi ülkelerin savunma harcamalarını arttırma talebinde bulunarak NATO ittifakını hedef almaya başlamıştı. Bazı üye ülkeler 2014'te, Trump başkanlık koltuğuna oturmadan önce NATO'nun belirlediği harcama hedefini tutturmuş, ancak birçok ülke bu hedefin dışında kalmıştı. Trump ise bu yılın başında Almanya'da konuşlu 12 bin Amerikan askerini geri çekerek Almanya'nın Amerika'yı suistimal ettiği suçlamasında bulunmuştu.

Joe Biden ise 2019 yılı Haziran'ında NATO'yu "Amerika tarihinin en önemli ittifakı" olarak tanımlamış, Trump'ın yeniden başkan seçilmesi durumunda NATO'nun "çökeceği" uyarısında bulunmuştu. Biden, Trump'tan farklı olarak uluslararası ortaklıkların yeniden güçlendirilmesine öncelik tanımak istiyor.

Rusya

Biden, Rusya'nın Amerika'daki seçimlere müdahalesi ve diğer faaliyetleri konusunda Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile yüzleşme taahhüdünde bulunmuştu.

Biden, Başkan Trump için, "Bu başkanın Afganistan'daki Amerikan askerlerinin başına ödül koyan, NATO'nun tamamını raydan çıkarmaya yönelik faaliyetlerde bulunan Putin'i neden karşısına almak istemediğini anlamıyorum" demişti.
Trump ise Amerikan istihbarat örgütlerinin Rusya'nın 2016 başkanlık seçimlerine müdahale ettiği şeklindeki değerlendirmesini göz ardı etmiş, hakkında azil soruşturması açılmasına neden olan meseleyi "cadı avı" ve "aldatmaca" olarak nitelemişti. Amerika'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımları yönetiminin iradesinin bir kanıtı olarak gösteren Trump, "Rusya'ya karşı Donald Trump'tan daha sert davranan hiç kimse yok" demişti.

Çin

Trump'ın Çin politikası, başkanlığının dört yılı boyunca bazı değişimler geçirdi. Trump, başkanlığının ilk aylarında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'i bir zirve toplantısı için geldiği Washington'da ağırlamıştı. Ancak iki ülke daha sonra karşılıklı gümrük vergisi arttırımına giderek ticaret savaşlarını başlatmış, Ocak ayında ticaret anlaşmasının ilk ayağına varılana kadar bu çekişme devam etmişti. Corona virüsünün 2020'nin başından itibaren giderek yayılması üzerine Trump, pandemiden Çin'i sorumlu tutmuş, bir yandan da Çin menşeli popüler sosyal medya platformları ve akıllı telefon uygulamaları WeChat ve TikTok'un Amerika'da kullanımını yasaklamak için baskı yapmaya başlamıştı.

Başkan Yardımcısı Mike Pence, Ekim ayı başında Demokrat Partili rakibi Kamala Harris ile birlikte katıldığı tartışma programında "Başkan Trump Çin'e karşı çıktı ve sağlam duruşuna devam edecek" demişti.

Biden ise insan hakları konusunda Çin'e karşı daha sert tavır takınılmasını ve ticari faaliyetleri nedeniyle Çin'e karşı baskının sürdürülmesini savunuyor.
Biden'ın başkan yardımcısı adayı Kamala Harris ise Pence ile karşı karşıya geldiği tartışma programında Trump yönetiminin "ticaret savaşını kaybettiğini" söyledi.

Harris, ticaret savaşlarını kastederek, "Çiftçiler bu nedenle iflas etti. İmalat gerilemede" dedi.

İran

Biden, Amerika'nın 2015 yılında beş dünya gücüyle birlikte İran'ın nükleer programının kısıtlanması karşılığında yaptırımların hafifletilmesi için anlaşma imzalandığı dönemde başkan yardımcısıydı. Trump ise "şimdiye kadar müzakere edilen en kötü anlaşma" olarak tanımladığı nükleer anlaşmadan Amerika'yı geri çekti ve hem İran'ın ekonomisini daha da zora sokan hem de İran'ı nükleer faaliyetlerini arttırmaya iten yeni tur yaptırımları uygulamaya soktu.

Biden, başkan olduğu takdirde Amerika'yı İran nükleer anlaşmasında yeniden katacağını, İran'ın ise anlaşma şartlarına uymasını sağlayacağını söylüyor.

İsrail

Hem Trump hem de Biden, İsrail ve Filistin arasında uzun zamandır devam eden barış çabaları kapsamında iki devletli çözümü destekliyor.
Tel Aviv'deki Amerikan Büyükelçiliği'ni Kudüs'e taşıyan Trump, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'ya açık destek veriyor.

Amerikan Büyükelçiliği'nin Kudüs'e taşınmasını eleştiren Biden ise bu adımı geri çevirmeyi planlamıyor, ancak Filistinliler'le iletişim içinde olmak için Doğu Kudüs'te bir Amerikan Konsolosluğu açılması önerisi getiriyor.

Biden, Trump yönetiminin son haftalarda İsrail'in Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri'yle ilişkileri normalleştirmesi için imzalanan anlaşmalara ön ayak olmasını olumlu karşılasa da, Trump'ın Amerika'nın çıkarlarına öncelik vermek dışında hala "dış siyaset alanında tutarlı bir planı olmadığını" kaydediyor.

Afganistan

Trump yönetimi, Taleban ile, Afganistan'daki Amerikan askerlerinin 2021 yılı ortasına kadar çekilmesini öngören anlaşmaya vardı. Trump, paylaştığı Twitter mesajında 2020 yılı sonuna kadar Amerikan askerlerinin Afganistan'dan çekilme süresinin tamamlanmasını istediğini söyledi.

Biden ise sahadaki duruma göre daha temkinli bir yaklaşımdan yana tavır sergiliyor.

Kuzey Kore

Başkan Trump, Kuzey Kore lideri Kim Jong ile iki görüşme düzenlemiş, Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan arındırılması için Kuzey ve Güney Kore'yi birbirinden ayıran sınırda üçüncü kez görüşmüştü. Görüşmeler, herhangi bir taahhütle sonuçlanmadı. Ancak Kuzey Kore, 2017 yılından bu yana nükleer silah ya da kıtalararası balistik füze denemesinde bulunmadı. Kim ile "çok güzel bir ilişki geliştirdiklerini" kaydeden Trump, yeni bir zirve toplantısı düzenleme isteği içinde olduğunu dile getirdi.

Biden'ın tavrı ise ise ön şartlar olmadan Kim Jong Un ile görüşmeyeceği yönünde. Biden yönetiminin stratejisinin yaptırım baskısı kullanılarak Kim'in müzakereye zorlanması şeklinde olduğu bildiriliyor.

Afrika

Biden, Trump'ın başkan olduktan kısa süre sonra getirdiği seyahat yasaklarının kaldırılmasını öneriyor. Trump'ın uygulamaya soktuğu yasaklar, Müslüman çoğunluğa sahip Nijerya, Sudan ve Somali gibi ülkelerle ilişkileri olumsuz yönde etkiledi. Ancak Trump, ulusal güvenlik için yasakların gerekli olduğunu savunuyor.

Her iki aday da Afrika ülkeleriyle ilişkilerde ekonomik kalkınmayı destekleme, kıtadaki genç liderlerle ve Afrika diasporasının üyeleriyle işbirliği yapma stratejisini savunuyor.

Orta Amerika


Trump yönetimi, 2019'da Guatemala, El Salvador ve Honduras ile imzaladığı anlaşmalar çerçevesinde göçmenlerin öncelikle bu ülkelerde sığınma arayışı içine girmesini zorunlu hale getirdi. Anlaşmalar uyarınca önce bu ülkelere sığınmaya çalışmadan Amerika-Meksika sınırına gelen göçmenler, geri gönderiliyor. Trump'ın göç politikasının mimarlarından Beyaz Saray danışmanı Steven Miller, benzer anlaşmaların başka ülkelerle de imzalanmasının Trump'ın ikinci dönem başkanlığının hedeflerinden biri olacağını söylemişti.

Biden ise Trump'ın "sığınmacılar ve mültecilerle ilgili yasalarımızı alt üst etmek isteyen zalim göçmenlik politikaları" olarak tanımladığı uygulamaları eleştiriyor ve Orta Amerika'daki hükümetlere kuzeye göç eden vatandaşlarının sayısını azaltmaları için yardım programlarının bir kısmını yeniden başlatmayı planladığını kaydediyor.

Trump yönetimi sırasında dünyanın dört bir yanından Amerika'ya kabul edilen mülteci sayısı hızla düştü. Eski Başkan Barack Obama'nın başkanlığının son yılında Amerika'ya 85 bin mülteci kabul edilirken bu sayı, bu yıl 15 bin ile sınırlandırıldı. Dışişleri Bakanlığı, getirilen son kısıtlamanın "özellikle devam eden Corona pandemisi nedeniyle Amerikan halkının güvenlik ve iyiliği için" gerekli olduğunu savundu.

Biden ise mülteci kotasını 125 bine çıkarma taahhüdünde bulundu.

Çok taraflı çabalar

Trump'ın Amerika'nın çıkarlarına öncelik tanıması, bazı uluslararası anlaşmalardan çekilmeyle sonuçlandı. Amerika'nın Paris İklim Anlaşması'ndan ve Trans-Pasifik Ticaret Ortaklığı'ndan çıkması, Corona pandemisiyle mücadele şeklinden ötürü Dünya Sağlık Örgütü fonlarının kesilmesi, bu adımlardan bazılarını oluşturuyor.

Başkan Yardımcısı olduğu dönemde hem Paris İklim Anlaşması'nı hem de Trans-Pasifik Ticaret Ortaklığı'nı destekleyen Biden, başkanlığı kazanması durumunda Amerika'nın bu iki anlaşmaya yeniden katılmasını sağlayacağını, Dünya Sağlık Örgütü'ne katkı yapılmaya yeniden başlanacağını söyledi.