Merkel-Macron Aylar Sonra Almanya'da Buluşuyor

Berlin’in 70 kilometre kuzeyindeki Meseberg Sarayı yeni haftanın ilk gününde tarihi günlerinden birine daha tanıklık edecek. Başbakan Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'la Alman hükümetinin resmi devlet konukevinde bir araya gelecek.

Esasında Merkel ve Macron’un buluşmaları her iki ülkenin başkentinde "olağan" olarak görülüyor. Normal şartlar altında, iki lider karşılıklı olarak ve sıklıkla gerçekleştirilen ziyaretlerle ülkeri arasındaki çok yakın ilişkileri vurgularken, Alman ve Fransız hükümetlerindeki bakanlar 2012 yılından bu yana her yıl bir kez Ortak Bakanlar Kurulu’nda bir araya geliyor.

Ancak Corona krizi Avrupa Birliği’ni yönlendiren iki ülkenin liderinin alışılageldiği sıklıkta buluşmasına da engel oldu. Bu açıdan Merkel ve Macron’un toplam sekiz aylık bir aradan sonra başbaşa bir araya gelecek olmaları bu zirveye ayrı bir önem katıyor. Ayrıca zirvenin hemen akabininde, 1 Temmuz’da Almanya’nın AB Dönem Başkanlığı’nı üstlenecek olması da zirveyle ilgili beklentileri arttırıyor.

Hem Merkel hem de Macron’dan gelen sinyaller, iki liderin Corona’ya karşı verilen mücadele, salgının ekonomik sonuçları ve İngiltere’nin birlikten çıkması ile diğer uluslararası konularda ortak bir çizgi izlemeyi hedeflediklerini gösteriyor. Bu açından Berlin’de yapılan yorumlarda, Merkel’in buluşma yeri olarak Meseberg Sarayı’nı seçmesi de "simgesel olarak çok önemli" olarak değerlendiriliyor, daha önce de Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’i bu sarayda konuk ettiği, ayrıca 2018’de Macron’la buradaki ilk buluşmasında, AB’nin 2020’li yıllara yönelik stratejisini belirledikleri anımsatılıyor.

Söz konusu buluşmada Merkel ve Macron, iki ülkenin liderliğinde birliğin mülteciler konusunda ortak bir çizgi izlemesini, ayrıca para birliğinde de ikinci aşamaya geçilmesini kararlaştırmıştı. 2019’da ise AB’nin lokomotifleri Merkel ve Macron arasında değişik konularda görüş ayrılıkları patlak verdi. AB‘nin bütçesi, Avrupa Ordusu projesi, Rusya’yla ilişkiler gibi konularda görüş ayrılıklarının yanısıra, Macron‘un "NATO beyin ölümü yaşıyor" açıklaması, Merkel ile aralarındaki çatışmayı derinleştirdi.

Corona krizinin ilk döneminde Almanya’nın kendi başına hareket etmesi, AB’nin güneyindeki İspanya ve İtalya gibi krizden çok daha yoğun etkilenen ülkelere yardımdan kaçınması da Paris’te tepki buldu. Fakat geçen Mayıs ayında video konferansta görüşen Merkel ve Macron, salgının ekonomik sonuçlarına yönelik toplam 750 milyar euro tutarında ortak bir kurtarma fonu oluşturulacağını açıklayarak, ikili ilişkilerin düzelmesi konusunda önemli bir adım attı.

Merkel karar sonrası yaptığı çeşitli açıklamalarda, AB’nin krizi atlatabilmesi için Paris-Berlin işbirliğine alternatif olmadığını dile getirdi. Son olarak geçen çarşamba Alman Sağlık Bakanı Jens Spahn’ın Fransız meslektaşı Olivier Veran ile Cenevre’de buluşmasında, iki ülkenin de Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) finansal ve politik destek vereceğini açıklaması ve dolaylı olarak ABD Başkanı Trump’ın DSÖ konusundaki tavrını eleştirmesi, ilişkilerin yeniden ivme kazanmasının işareti olarak değerlendirildi.

Meseberg buluşması 17 Temmuz’da Brüksel’de yapılacak AB Liderler Zirvesi’nin de ön hazırlığı olacak. Merkel ve Macron’un, AB’nin 2021-2017 bütçesi ve 750 milyar euro tutarındaki destek fonunun nasıl ve hangi ülkelere paylaştırılacağı konularında diğer AB ülkelerini ikna edecek bir taslak hazırlamaları bekleniyor.

Söz konusu fona Avusturya, Danimarka ve Hollanda henüz yeşil ışık yakmayan ülkeler. İki liderin ele alması beklenen diğer konular arasında İngiltere’nin AB’den ayrılması sonrasında bu ülkeyle ilişkilerin geleceği, dijitalleşme, iklim ve çevre konularıyla, Çin’le işbirliği olacak. Merkel, Almanya’nın dönem başkanlığında Çin ile ilişkilerin "stratejik iş birliğine" dönüşmesine önem verdiğini söylemişti.

Berlin’deki analizlerde Libya konusunun da görüşmeye yansıyacağından yola çıkılıyor. Fransa Cumhurbaşkanı, Libya konusunda tarafsız olduğunu açıklasa da, krizin çözümü için Moskova’nın destek verdiği General Hafter’i destekleyenlerin yanında yer alıyor.

Macron’un son olarak Türkiye’nin Libya’da "tehlikeli bir oyun" oynadığını söylemesi, Libya’da Birleşmiş Milletler’in (BM) tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni destekleyen Ankara’nın sert tepkisine neden olmuştu. Başbakan Merkel bu konuda daha tarafsız bir tavır ortaya koyuyor ve sorunun diplomatik görüşmelerle çözülmesi çağrısı yapıyor. BM’nin himayesinde Libya’da iki taraf arasında müzakerelerin başlatılmasını, çatışmaların durdurulmasını vurgulayan Merkel, iki hafta önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı videokonferansta da BM destekli barış sürecinin güçlendirilmesi çağrısını yenilemişti.