2017’de Türk-Alman İlişkileri Zor Bir Dönemden Geçti

2017’de Alman-Türk ilişkileri çok zor bir dönemden geçti. Geçen yıl, 2 Haziran 2016’da Ermeni tasarısının Federal Meclis'te kabul edilmesi ve Türkiye‘nin buna tepki olarak Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu'nu Ankara'ya çağırmasıyla ilk kez hissedilen ve Ankara'nın, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Berlin’den beklediği desteği bulamadığı yönündeki eleştirileriyle artan gerilim, 2017’de yaşanan olaylarla adeta zirve yaptı.

Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Şubat ayı başında Ankara'ya yaptığı ziyaret gergin bir havada geçerken, bu ziyaretten 12 gün sonra, Die Welt gazetesinin Türkiye muhabiri Deniz Yücel'in 'örgüt propagandası ve halkı kin ve tahrik etme' suçlamasıyla tutuklanması mevcut durumu daha da kötüleştirdi.

Almanya’da çok tanınan bir gazeteci olan Yücel’e medyanın yanısıra tüm siyasi partilerin sahip çıkması ve serbest bırakılması yönündeki çağrılara Ankara önce tepki vermedi. Daha sonra ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hiçbir surette olmayacak, ben bu makamda olduğum sürece asla" dedi. Erdoğan, Almanya'nın 15 Temmuz sonrasında Almanya’ya kaçan FETÖ‘cü Türk vatandaşlarını iade etmediğini hatırlatarak, "Onlar ne tür muamele yaparlarsa aynı muameleyi bizden görecekler. Onlardan herhangi birisi bizim elimize düşerse, aynı muameleyi görürler," şeklinde konuştu.

Almanya'nın 'FETÖ‘cü şüphelilere sığınma hakkı vermesi ilişkilerde gerilim yaratan bir konu oldu. Berlin iltica talebinde bulunan, aralarında üst rütbeli Türk askerleriyle diplomatların da bulunduğu kamu görevlilerine iltica hakkı tanındığını doğrularken, darbe girişiminden bu Aralık ayına kadar 768 kişinin iltica başvurusu yaptığı, başvuruların yarısından fazlasının kabul edildiği açıklandı.

Başbakan Binali Yıldırım, Mayıs ayında yaptığı konuşmada, Almanya'nın Türkiye'yle‚ 'bölücüler ve FETÖ'cüler‘ arasında bir tercih yapması gerektiğini belirtmişti. Berlin, Ankara’nın bu konudaki tavrına tepki vererek, Türk istihbaratının Almanya’da Fethullah Gülen’i destekleyen Türkler'e yönelik casusluk faaliyeti yürüttüğünü öne sürdü.

Almanya'da görevli Diyanet’e bağlı bazı imamların Gülen yapılanması hakkında Ankara'ya casusluk yaptığı iddiaları sonrasında, karşılıklı suçlamalar artarken, Alman İçişleri Bakanlığı imamlar hakkında inceleme başlattı, Diyanet İşleri Başkanlığı, suçlanan imamların görevine son vererek, Türkiye'ye çağırdı.

Diplomatik gerilim ilkbahar aylarında doruk noktasına çıkarken, 16 Nisan referandumu öncesinde AK Partili bakanların yapması planlanan toplantılarının Alman makamlar tarafından iptal edilmesi Türkiye tarafından çok sert protestolara neden oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kararların "geçmişteki Nazi uygulamalarından farklı olmadığını," savunurken, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Alman mevkidaşıyla planlanan görüşmesini ve Almanya ziyaretini iptal etti.

İlk kez geçen yıl Ermeni tasarısının oylanmasından sonra ortaya çıkan Adana'daki İncirlik Hava Üssü krizi de uzun süre iki ülke arasında gerginlik yaşanmasına yol açtı. Türk Hükümetinin Alman vekillerin İncirlik Üssü'ndeki Alman askerlerini ziyaret etmelerine izin vermemesi sonrasında, Federal Meclis 21 Haziran'da, üstte görev yapan Alman askerlerinin Ürdün'ün Azrak kentindeki Muvaffak Salti Hava Üssü'ne taşınmasına karar verdi.

Türkiye'de tutuklu Alman vatandaşlara yıl boyunca yenilerinin eklenmesi, özellikle de 5 Temmuz’da Büyükada’da gözaltına alınan insan hakları aktivistleri arasında yer alan Alman vatandaşı Peter Steudtner’in, "silahlı terör örgütüne yardım etmek" suçlaması ile cezaevine konması, Ankara-Berlin hattındaki gerginliği daha da tırmandırdı. Bu olaydan sonra, Merkel hükümeti Türkiye'ye yönelik bir dizi yaptırım açıkladı. Bunlar arasında Türkiye’ye AB fonlarının dondurulması, Türkiye için seyahat uyarısının sertleştirilmesi ve Türkiye’de yatırım yapan Alman şirketlerine kredi garantilerinin gözden geçirilmesi söz konusu oldu. İki ülke arasındaki yüksek tansiyon ve seyahat uyarısı turizm sektörünü etkiledi. Alman basınında Türkiye ve özellikle AK Parti’nin politikaları üzerine çıkan sayısız olumsuz yazı ve yorumun da etkisiyle Almanya’dan Türkiye’ye tatile gidenlerin sayısı yüzde 20 oranında azaldı.

Son haftalarda iki başkent arasında siyasi tonun yumuşadığı ve karşılıklı diplomatik jestlerin ağır bastığı dikkat çekiyor. Bunlar arasında Türkiye’de tutuklu veya gözaltında bulunan bazı Almanlar'ın art arda serbest bırakılmaları, Yücel Deniz’e tecrit uygulamasının sona erdirilmesi Almanya’da olumlu yankı buldu. Kasım ayı başında Türk ve Alman dışişleri bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Sigmar Gabriel'in, Antalya'da gayriresmi bir görüşmede bir araya gelmesi, Kasım ayı sonunda da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mevkidaşı Frank-Walter Steinmeier ve Başbakan Merkel‘le birer gün arayla telefon görüşmesi gerçekleştirmesi 2018 için olumlu gelişmelerin habercisi olarak yorumlanıyor.

Türk Avrupa Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) Başkanı Prof. Faruk Şen, iki yıldır süregelen sorunların çözüme kavuşturulması durumunda, iki ülke arasındaki krizin 2018’de sona erebileceğini savunuyor.

Your browser doesn’t support HTML5

Cem Dalaman'ın Haberi