VOA Türkçe’ye RTÜK Yasağına Tepkiler Sürüyor

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından VOA Türkçe ve Deutsche Welle'nin (DW) internet sitelerine erişim yasağı getirilmesine, Türkiye ve dünyadan tepkiler gelmeye devam ediyor. Gazeteciler, basın meslek örgütleri ve siyasetçiler yasağa tepkilerini dile getiriyorlar.

VOA Türkçe’yle alınan engelleme kararı hakkında görüşlerini paylaşanlar şu ifadeleri kullandı:

İlgili Haberler VOA Türkçe ve DW’ye Erişim Engeli

Barış Yarkadaş – CHP 26. Dönem Milletvekili, Gazeteci

“RTÜK’ün sansürü sınırı aştı. Artık sınır ötesi sansür uygulayan bir denetim kurumumuz var. DW ile VOA Türkçe’ye yönelik uygulanan yaptırım, doğrudan bir sansürdür. Merkezleri Türkiye’de olmayan iki siteye, “lisans”ı gerekçe göstererek erişime engellemek, halkın haber alma hakkını gasp etmektir.
Seçimler yaklaşırken farklı sesleri bastırmaya yönelik bu tutum, demokrasimizde yeni bir yara daha açmıştır. RTÜK bu tutumuna son vermeli ve farklılıklara yönelik tahammül eşiğini yükseltmelidir.”

Emre Kızılkaya - Uluslararası Basın Enstitüsü Türkiye Ulusal Komitesi Başkan Yardımcısı

“Türkiye'de son yıllardaki hemen her seçim öncesinde basın özgürlüğü ihlallerinin arttığını görüyoruz. Siyasi iktidar türlü bahanelerle bilgi akışını kontrol altına almaya çalışırken anayasal hakları çiğnemekten çekinmiyor. Son haftalarda yaşananlar da hükümetin kendi kontrolü dışındaki gazeteciliğe karşı sistematik bir saldırı yürüttüğünü gösteriyor. Dezenformasyon bahanesiyle meclise getirilen sansür yasası teklifi böyleydi mesela. Terörle mücadele bahanesiyle Diyarbakır'da 16 gazetecinin tutuklandığını gördük. O yüzden sistematik diyorum. İnternet yayın lisansı almadığı gerekçesiyle Voice of America ve Deutsche Welle’ye erişimin engellenmesi ise bu paketin içerisindeki son örnek oldu. Bu örnekte RTÜK'ün yetkisini aştığı çok açık. Bu aynı zamanda görevi suistimal olarak da nitelenebilir. Bir yıl içinde sadece eleştirel habercilik yaptı diye medya kuruluşlarına on milyonlarca lira ceza kesen siyasallaşmış bir kurumdan tarafsız bir adım beklemek artık imkansız. Ancak Türkiye'de daha da tehlikelisi, demokrasi açısından en acıklısı belki de, bir mahkemenin RTÜK’ün bu temelsiz başvurusuna hak verip haber sitelerine erişimi engelleyebilmesi. Bu durum iktidar siyasetçilerinin koltuklarını korumak uğruna her tür antidemokratik adımı atabileceğinin de son örneği oldu. Seçim günü yaklaştıkça demokrasimiz adına durumun daha da kötüleşmemesini umuyorum.''

Your browser doesn’t support HTML5

''Erişim Engeli ile RTÜK Yetkisini Aştı''

Mustafa Hoş - Gazeteci

“RTÜK’ün televizyon denetimleri tek taraflı ve sansür amaçlıdır. Şimdi aynı şey internet siteleri için yapılmak isteniyor. AKP iktidarı biat etmeyen ve denetiminde olmayan bütün medyaya baskı ve sansür uygulanmaktadır. Gerçeğin peşinde olan gazeteciler düşman gibi görülüyor. Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türkiye’de gerçekten gazetecilik yapıyorsanız başınız mutlaka belaya girer. Ya sansüre uğrarsınız, ya soruşturma başlatılır, ya mahkemeye verilir ya göz altına alınırsınız, ya da hapse girersiniz. Eğer başınıza bir şey gelmediyse gazetecilik hiç yapmamışsınızdır.”

Ünsal Ünlü- Gazeteci

"Türkiye'de medya özgürlüğü açısından son 4 yılda atılan adımların sonuncusu bu düzenleme ve Meclis tatile girene kadar yapılamaması aslında iktidarın da kafasının karışık olduğunu gösteriyor. Halkın haber alma hakkının engellenmesi mümkün değil ve iktidar da bunu biliyor. Korku ve tedirginlik yaratmaya çalışıyorlar. Bu sansür düzenlemesine karşı çıkan insanların sayısı ne kadar artarsa korkuya galip gelenler de o kadar fazla demektir. Düzenlemenin Ekim ayında da gündeme gelemeyeceğini düşünüyorum."

Onursal Adıgüzel- CHP (Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu) Genel Başkan Yardımcısı

Adalet Kalkınma Partisi sansür uygulamalarına bir yenisini daha ekledi. İş bilmez, teknolojiyi tanımaz, yakından takip etmez bir anlayışla internet sitelerine mahkemelerden engeller getirerek bu şekilde iletişimin önüne geçeceklerini düşünüyorlar. Özellikle DW ve VOA kararlarına baktığımızda ise şunu görüyoruz; Aslında bunlar konvansiyonel internet haber siteleri içinde, ses ve video yayıncılığı da var. Bugüne kadar da vardı. Bunu bir tartışmalı yasa ile RTUK’e bağladılar. O dönemde derler ya Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli. O gün de biz bunu eleştirdik. ‘Siz farklı seslere sansür mü getirmek istiyorsunuz?’ dedik. Tam da bu çerçevede bir uygulama hazırlamışlardı. RTÜK’e yetki verdiler. RTÜK’ün yetki alanında olmayan bir konu üzerine yani internet haber siteleri üzerine, RTÜK bir yetki aldı ve bu yetkisini kullandı. Bu yetkisini kullanırken de dünyadaki uygulamalara bakılmadı. Önümüzde bir sansür yasası var defalarca itiraz ettik dedik ki; Bu, dezenformasyonla mücadeleyi sağlamaz. Aynen bugün VOA’nın cezalandırılması gibi bu bir düzenleme getirmez. Biz bunların sonunda hep şunu düşünüyoruz; VOA muhalif seslere yer veriyor acaba bundan mı bu engeli alıyor? DW muhalif seslere yer veriyor onun için mi bu engelleme çabası var? Aslında seçime giderken muhalefetin önünü kesme çabası mı var? Burada muhalefeti susturmak halkın haber alma özgürlüğünün önüne geçmek, ifade özgürlüğünün önüne geçmek gibi bir çaba mı var buraya gidiyoruz çünkü görüyoruz ki meseleler etraflıca tartışılmıyor, paydaşlarla oturulup bir süreç yönetilmiyor. Tam tersi sansür, oto sansür. İşte enformasyon yasası ile konuşacak kişiyi de susturmaya çalışıyorsunuz. Diğer taraftan gazetecileri de susturmaya çalışıyorsunuz. Türkiye özellikle Freedom House raporlarına göre görünüyor ki; zaten internetin özgür olmadığı bir ülke. Bunun üzerine bir de mecraları engelleyerek vatandaşları VPN kullanma yoluna iterek dünyanın birçok ülkesinde yayın yapan VOA gibi kanalları internet medyasının önemli unsurlarını engelleyerek sadece Türkiye'nin itibarını zedelersiniz."

Your browser doesn’t support HTML5

"AKP Sansür Uygulamalarına Bir Yenisini Daha Ekledi"

Murat Yetkin - Gazeteci

"RTÜK’ün başvurusuyla yargıdan çıkan erişim yasağı kararı\ görünüşte lisans başvurusu yapılmamış olması gerekçesine dayanıyor. Oysa bunun arkasında\ internet yayıncılığının içeriğine müdahale amacı yatıyor. Bu amaç, bir ucunda sansüre, diğer ucunda yayın silme boyutunda tarihin tahrifine uzanıyor. Türkiye seçime giderken kamuoyunun haber alma hakkını kısıtlayıcı adımlar, çoğulcu demokrasi ve hukuk devletiyle bağdaşmaz. Medya erişim yasakları, hukukun üstünlüğünün medya alanında keyfi kararlarla delinmesinin örneğidir. İptal edilmelidir."

Tayip Temel - HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı

“Türkiye’de basın çok korkunç bir baskı altında. Türkiye’de basın tarihi hep böylesi karanlık süreci yaşamış ama bu süreçte, hem uluslararası basın kuruluşlarına yaşatılanlar, hem o Diyarbakır’daki gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklama operasyonu, hem yayınların durdurulması ve televizyonların yüklü para cezalarına çarptırılması gösteriyor ki iktidar, yüzde 90 basını kontrol etse bile hegemonya kuramıyor, hakikati anlatamıyor, hakikati anlatamadığı için de toplumu ikna edemiyor. Dolayısıyla işte böyle sizin gibi, VOA tarihi çok uzun bir yayın organı ve dünyanın neredeyse yarısına yayın yapıyor. Türkiye açısından utanç vericidir. VOA’nın, DW’nin yasaklanıp erişime kapatılması, Türkiye tarihinde basın tarihinde sansür tarihinde, kara bir lekedir. Derhal bu kararın kaldırılması gerekiyor. Komik oluyorlar, gülünç duruma düşüyorlar, özgür basını böyle susturmayı düşünüyorlarsa da yanılıyorlar.”

Your browser doesn’t support HTML5

"Türkiye'de Basın Çok Korkunç Bir Baskı Altında"



Faruk Bildirici - Medya Ombusmanı
Eski RTÜK üyesi


“RTÜK üyesi olduğum sırada da RTÜK’te bu konuyla ilgili yönetmelik hazırlandığında, karşı çıkmıştım. Çünkü internet ortamındaki radyo – televizyon ilgili yasa ne kadar belirsizse, RTÜK’te hazırlanan yönetmelik bir o kadar daha belirsizlikler içeriyordu. Bu yönetmelikte RTÜK’e öyle yetkiler veriyordu ki internet ortamındaki her türlü görsel-işitsel yayına müdahale hakkı tanıyordu. Ben hatta o zaman hazırladığım bir analizde, bunun bırakın bazı internet sitelerinden yapılan görsel ve işitsel yayınları, sosyal medya hesaplarına bile müdahale riski taşıdığına dikkat çekmeye çalışmıştım. Nitekim de şu anda gerek Amerika’nın Sesi gerekse DW’ye yapılan müdahale haklı olduğumu gösteriyor. Bir defa bence her iki internet sitesine de yapılan müdahale, erişim engellemesi getirilmesi, gerçekten hem ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne aykırı hem de bence yasal olarak da tamamen dayanaksız bir uygulama.

Your browser doesn’t support HTML5

Faruk Bildirici: "RTÜK'ün Lisan İstemesi Yanlış"

Çünkü RTÜK’ün mahkemeye yaptığı başvuruya baktığınızda Amerika’nın Sesi’nin lisans başvurusunda bulunmadığı söyleniyor. Ama bence yanlışlık şurada, zaten lisans istenmesi yanlış. Çünkü RTÜK’ün kendi hazırladığı, belirsiz olduğunu söylediğim yönetmelikte bile RTÜK’ün lisans isteme yetkisi internet ortamındaki yayınların radyo, televizyon yayınlarına özgülenmiş olması gibi bir tanım getiriyor. RTÜK’ün bu müdahalesi, Amerika’nın Sesi ve DW’ye müdahalesi dikkatinizi çekerim, siyasal ikitidarın sosyal medyadaki fikir özgürlüğüne, sosyal medya platformlarına ve diğer internet sitelerine baskının arttığı bir döneme denk geliyor. Siyasi iktidar bildiğiniz gibi, sosyal medya ve internetten yapılan yayıncılıkla ilgili yeni bir yasal düzenleme hazırladı. Ama bu yasal düzenleme, hem muhalefet hem de gazetecilik örgütlerinin tepkisi üzerine geri çekilmek ya da bir süre ertelenmek zorunda kalındı. Orada siyasi iktidarın yapmaya çalıştığı da internet üzerinden yapılan haberciliği ve sosyal medyadaki ifade özgürlüğünü denetlemeye yönelikti. Orada hatta hapis cezası gibi uygulamalar getirilmekteydi. Amerika’nın Sesi’ne ve DW’ye yapılan bu uygulamada o yasadaki genel sansür anlayışının bir uzantısı.”


Yusuf Kanlı - Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı

“RTÜK’ün bir infaz kurumu gibi gazetecilere yönelik, televizyonlara yönelik cezalarından yaptırımlarından sonra şimdi ilk kez sanal ortamda da yayın yapanlara ceza uyguladığını görüyoruz. Bu cezayı da biraz ileriye götürüp direkt idam cezası olarak uygulaması, direkt sitenin kapatılması olarak uygulaması, tahammülsüzlüğün bir başka göstergesidir. Eleştiri ve serbest haberin olabilmesi için bu gibi cezaların ortadan kaldırılması, Türkiye’nin yasaklar ülkesi olmasından çıkarılması gerekmektedir. Tabii ki eğer yasal uygulamalar, yasal imkanlar bir kurumun yayın yapmasını veya belli bir etik kural çerçevesinde yayın yapmasını gerektiriyorsa bu gayet normaldir ama bir bildirimin yeterli olabileceği bir ortamda, şirket kurulması gibi şartlar öne sürerek tamamen bir kontrol mekanizması haline getirmeye çalışmak tam anlamıyla kabul edilmesi mümkün olmayan bir baskıcı sansür uygulamasıdır.
Şimdi biz bu dezenformasyon yasası diye sundukları sansür yasasını eleştirirken hep dedik ki; ‘Bu, medyanın sesini iyice kesmeyi amaçlayan bir sansür ve oto sansür yasasıdır. Çünkü üç yıla kadar hapis getirmekte basın mensupları arasında korku, endişe yaratmaktaydı, bir taslaktı. Ve o zaman özellikle iktidar partisi yetkilileri, ‘Bu zaten uygulanamaz’ diyorlardı. Biz de ‘Ama zaten bu yasakların hepsi var ve kullanmaya kalktığınız zaman da kullanabilirsiniz’ diyorduk. İşte şu andaki uygulama, o yasa olduğu takdirde çok daha rutin hale gelebilecek. Yasakçı zihniyet uygulamalarının nasıl uygulanabileceğini gösteren ibretlik bir durumdur. İki çok önemli internet ortamında yayın yapan kuruluşun sitelerinin, iptal edilmesi akla zarar bir harekettir.”

İlgili Haberler ABD Dışişleri’nden Erişim Engeli Tepkisi