Erişilebilirlik

Genelge İstanbul Sözleşmesi'nin Yerini Alabilecek mi?


İçişleri Bakanlığı kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla 81 ilin valiliğine, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 2022 Faaliyet Planı'nı içeren bir genelge gönderdi. Genelgede 5 milyon erkeğe eğitim verilmesi, elektronik kelepçe sayısının bin 500’e çıkarılması, kadın konukevi sayısının arttırılması, 110 bin kolluk personeline eğitim verilmesi gibi önlemlere yer veriliyor. Ancak kadın örgütleri, genelgeye temkinli yaklaşıyor.

İçişleri Bakanlığı’nın 2021-2025 yılları arasını kapsayan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele IV. Ulusal Eylem Planı doğrultusunda hazırlanan genelgeyle 2022 faaliyet planında, 28 hedef belirlendi. Bakanlık ana hedef olarak, kadına yönelik şiddetle mücadelede kalıcı ve etkin başarının elde edilmesini belirledi.

Bakanlığın 81 ilin valiliklerine gönderdiği genelgeye göre kadın konukevlerinin sayısı arttırılacak. Bu kapsamda 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14’üncü maddesinde yer alan “Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100 binin üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için konukevleri açmak zorundadır” hükmü doğrultusunda, 2022 yılı içerisinde ilgili belediyelerce en az 10 yeni kadın konukevi veya sığınma evinin açılması sağlanacak.

Genelgede yer alan diğer bir maddede ise, “Tekerrür eden ve yüksek ya da çok yüksek risk grubu içerisinde olduğu değerlendirilen vakaların birebir takibi için mahallinde ilgili kurumların temsilcilerinden risk yönetim ekibi oluşturulacak ve kolluk personeli görevlendirilecek” bilgisine yer verildi.

Daha önce kadına yönelik şiddet nedeniyle cezaevine girenlerin tahliyeleri sırasında kolluk birimlerine anlık bildirimde bulunması ve yeni bir veri entegrasyon sistemi oluşturulması da genelgede yer aldı. Genelgeye göre aile içi ve kadına yönelik şiddet konusunda erkeklere eğitim verilmesi de karara bağlandı. Bu kapsamda yıl içerisinde en az 5 milyon erkeğe, kadına yönelik şiddetle mücadele alanında temel bilgilendirme ve farkındalık oluşturma eğitimleri verilecek.

Şiddete karşı önlemler

Genelgede yer alan diğer bazı önlemler ise şöyle sıralandı:

  • Kadına yönelik şiddetle etkin mücadelenin ortaya konulması çalışmaları kapsamında; mağdurun korunması amacıyla alınan gizlilik kararları, İller İdaresi Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlarca anında uygulanacak.
  • Kadına yönelik şiddetle mücadele alanında eksiklerin tespit edilmesi amacıyla 81 il genelinde İZDES heyetleri incelemede bulunacak. İZDES heyetlerinin saha çalışması sonucunda elde edecekleri tespit, bilgi, bulgu ve değerlendirmeler uygulayıcı birimlere sunularak tedbir alınması sağlanacak.
  • Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 2022 Faaliyet Planı’na göre, 3.4 milyon kadın tarafından kullanılan Kadın Destek Uygulaması (KADES) yıl sonuna dek 5 milyon indirme sayısına ulaşacak.
  • İçişleri Bakanlığı bünyesinde 7/24 izleme gerçekleştirilen elektronik kelepçe sayısı binden bin 500’e yükseltilerek, elektronik kelepçe merkezinde anlık izleme yapılabilen ünite sayısının ise 12’den 24’e yükseltilerek yüzde 100 oranında kapasite artışına gidilecek.
  • Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının kadına yönelik şiddetle mücadele birimlerinin kapasitesinin daha da arttırılacak.
  • Kadına yönelik şiddet anında kolluk personelince risk yönetimine dayalı müdahale gerçekleştirilebilmesi amacıyla rehber niteliğinde ‘Kadına Yönelik Şiddet Vakalarına Müdahale El Kitapçığı’ hazırlanarak dağıtımı sağlanacak.

“Genelgede yenilik yok”

Genelgeyi VOA Türkçe’ye değerlendiren Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Demir, genelgede yenilik olmadığını belirterek, bazı kavramların içinin boşaltıldığını savundu.

Genelgede yer alan uygulamaların İstanbul Sözleşmesi'nde bulunduğuna dikkat çeken Demir, “Bunlar uygulanmıyordu. Hep şunu söyledik; İstanbul sözleşmesi kadına yönelik şiddetle mücadelenin yol haritasıdır, şiddetle mücadele için standartları oluşturmuş, yükümlülükleri belirlemiş durumda. Bunun için alanda çalışan STK’lar ve kadın örgütleri asıl partnerler olarak belirlenmiş durumda iken bu genelgede konunun özneleri dışlanarak, kadınlar, kadın örgütleri sürecin dışında itilerek, bir hazırlığın yapıldığını görüyoruz. Bize yansıyan fotoğraf da bunu gösteriyor. Konunun muhataplarındansa muhtarlardan, kanaat önderlerinden medet uman bir düzenleme ile karşı karşıyayız. Düzenlemenin belli kısımları uygulama açısından muğlak ve göstermelik” dedi.

Demir, genelgeyle ilgili kaygıları olduğuna dikkat çekerek, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanunun ruhundan uzak bir genelge olduğunu ifade etti.

Demir, kaygılarını, “Şiddetle mücadele alanında eksiklerini giderilmesi amacıyla 81 ilde kurulması öngörülen İZDES, kimlerden ulaşacak? Hangi referanslarla hareket edip, hangi argümanı geliştirecekler. Bu heyetlerin kimler tarafından oluştuğu, ilkelerin ne olduğu, hangi ideolojik saiklerle, hareket edeceklerini bilemeyeceğimiz için kötüye kullanılabileceğine dair, kadınları yeniden can güvenliği riskleri ile baş başa bırakabileceğini dair kaygılar taşıyorum” sözleriyle özetledi.

“Önlem var ama uygulama yok”

Kadına yönelik şiddeti izleyerek kayıt altına alan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ise sorunun uygulamada olduğu görüşünde.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Platform Temsilcisi Melek Önder, daha önce de birçok genelgenin yayınlandığını ancak uygulama aşamasında sorunlar yaşandığını vurguladı. Hükümetin, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin ardından, politik baskı altında bu genelgeleri çıkardığını savunan Önder, “Esas olan bu genelgelerin uygulanması kısmında hala zorlukların olması. Örneğin genelgede kelepçelemenin arttırılması ya da yüksek risk grubu içerisinde vakalarla ile ilgili gizlilik kararı var. Ama bunun hiçbirisi aslında yeni olarak önümüze gelen şeyler değil. Bunların birçoğu zaten daha önceki genelgelerde yer alıyordu. Mesela gizlilik 6284 sayılı kanunda yer alıyordu. Bu gizlilik kararları tam ve etkin olarak uygulanmadı. Geçen sene İçişleri Bakanlığı açıklamıştı 245 tane olması gereken kadın sığınma evi sayısı 32 adetmiş. Var olanların da tam işlerliği yok. Bunlar zaten kanunlarda yazıyor. Bunların açılmadığını biliyoruz. Bunlar için hala neler bekleniyor? Genelgelerinin uygulanması için genelge yayınlanmasına da gerek yoktu. Var olan kanunlarda etkin olarak uygulanması yeter” dedi.

Genelgelerin kadına yönelik şiddetle mücadelede bürokrasiyi arttırdığını ifade eden Önder, kadının şiddet görmesinde sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin korunduğu söyledi.

Önder, genelgelerin göstermelik olduğunu savunarak, “Genelgede eğitim verileceği söyleniyor, bu eğitimlerin yapılması gerekir. Ama örneğin bu eğitimler verildikten sonra bunları uygulamayanlar ile ilgili, bunların uygulanmaması sonucu hayatını kaybeden, şiddet gören kadınlar kadınlarla ilgili İçişleri Bakanlığının hiçbir soruşturma izni vermiyor. Bunları ilgili herhangi bir yaptırım uygulanmıyor. Kamuoyuna kadına yönelik şiddeti bir şey şiddet konusunda bir şey yaptıklarını göstermek amacıyla yaptıkları düzenleme. Her seferinde bunları söylüyoruz. Her seferinde bunlara yeni yönetim ekipleri oluşturacağız, şunu
oluşturacak, bunu oluşturacağız diyorlar. Bunlar kadınların önlemlere ulaşma mekanizmalarını zorlaştırmak dışında başka işe yaramıyor. Kadınların başvurduklarında en kısa zamanda etkin koruma önlemlerinin önünün açılması gerekir” diye konuştu.

Önder, İstanbul Sözleşmesi'nden imzayı geri çeken ve 6284 Sayılı kanunun etkin uygulamayan hükümetin, bu genelgeleri yayınlaması çelişki olduğunu da sözlerine ekledi.

STÜDYO VOA

Uluslararası yatırımcılar Türk ekonomisinden güvence bekliyor – 17 Nisan
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:29:50 0:00
XS
SM
MD
LG