Erişilebilirlik

“Kentler Yeniden Planlanmadan İnşaata Başlamak Yanlış”


Kahramanmaraş merkezli depremlerde 10’uncu gün geride kalırken, afetin yıkıma yol açtığı birçok bölgede arama kurtarmanın yerini enkaz kaldırma çalışmaları alıyor. Depremden etkilenen iller olan Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Elazığ, Adıyaman, Malatya ve Hatay’da yıkılan binaların enkazı kaldırılırken ayakta kalan binalardaysa hasar tespit çalışmaları yürütülüyor.

“Deprem Bölgelerinde Kentler Yeni Baştan Planlanmadan İnşaata Başlanması Yanlış”
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:06:53 0:00

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 11 ilde 7 bin 100 personelle hasar tespit çalışmalarını sürdürdüklerini bildirdi. 1 milyon 856 bin 864 bağımsız birimin incelendiğini kaydeden Bakan Kurum, 11 bin 114 binada 71 bin 174 bağımsız birimin orta hasarlı, 50 bin 576 binada 224 bin 923 bağımsız birimin acil yıkılması gereken ve ağır hasarlı, 99 bin 300 binada 640 bin 131 bağımsız birimin az hasarlı, 180 bin 355 binada 762 bin 627 bağımsız biriminse hasarsız olduğunu aktardı. Kurum, henüz hasar tespit çalışması yapılmayan binaların sayısı konusunda ise bir bilgi vermedi.

Erdoğan: “Hasar tespiti biten her yerde derhal inşaat çalışmalarına geçeceğiz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise 14 Şubat’ta Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, hasar tespit çalışmalarının bir hafta içinde bitirilerek kesin sayıların ortaya çıkacağını söyledi. Hasar tespiti biten her yerde derhal inşaat çalışmalarına geçeceklerini de belirten Erdoğan, “Mart başı itibariyle 30 bin konutun inşasına hemen başlıyoruz. Birkaç ay içinde fay hatlarının uzağında inşa edeceğimiz tüm konutların yapımına geçilmiş olacaktır. Amacımız bir yıl içinde deprem bölgesinin tamamında konut ihtiyacını çözecek sayıda kaliteli ve güvenli yapının inşasını tamamlamaktır” ifadelerini kullandı.

Depremde yıkılan binaların yanı sıra hasar tespit çalışmalarının ardından yıkımına geçilecek olan ağır hasarlı ve güçlendirme yapılmadan oturulamayacak olan orta hasarlı binaların sayısı, depremin evsiz bıraktığı nüfusun boyutlarını da ortaya koyuyor. Deprem bölgesini terk edenlerin sayısıyla ilgili bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Halihazırda kamu yurtları ve oteller olmak üzere 1,6 milyon depremzedenin barınma ihtiyacını karşılamış durumdayız. Tahliyeler ve kendi imkanlarıyla 2 milyon 200 vatandaşımızın bölge dışına çıktığını değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.

“Yapılacak konut sayısı belli değilken ‘bir yılda bitireceğim’ demek rasyonel değil”

Ancak bölgedeki hasarın boyutunu değerlendiren uzmanlar, depremin yıkıma uğrattığı kentlerin yeni baştan planlanmadan konutların yapımına geçilmesinin yanlış olduğu görüşünde. VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Taner Yüzgeç, “Özellikle Maraş, Hatay, Adıyaman ve onların ilçeleriyle alakalı bölgedeki gözlemlerime göre, yüzde 50 ila 70 arasında yıkık veya ağır hasarlı bina olduğunu söyleyebilirim. Bu yıkımın sonuçları, 13 milyon civarında insanın yaşadığı bölgeyi etkilemiş olması bakımından tahminlerimize göre 100 milyar dolar civarında bir toplam maliyete tekabül edecektir. Bir defa o illerin yeniden imara hazırlanması ve yapılaşma faaliyetlerinin başlaması yani bu kentlerin tekrar bir kent olabilmesi için tabii ki bir zaman gerekiyor. Bu da ülkenin kaynaklarıyla doğru orantılı olacak. Ama umarım bugün siyasilerin, ‘hemen yarından itibaren biz oraya konut yapıyoruz, inşaata başlıyoruz’ diye söylemekte olduğu şeyi gerçekleştirmezler. Çünkü artık yeni planlara ihtiyaç var” dedi.

Yüzgeç, henüz hasar tespit çalışmalarının tamamlanmadığına da dikkat çekerek, “Daha işin hacmi belli değil. Hasar tespit çalışmalarının yüzde 30-40’larda olduğu bir durumdayız. Yapılacak konut sayısı belli değilken ‘bir yılda bitireceğim’ demek, rasyonel ve izah edilebilir bir açıklama değil. Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın ve Cumhurbaşkanı’nın da ifade ettiği Mart’ta başlanacak inşaatlar nedir, bilemiyorum. TOKİ’nin geçtiğimiz yıl içerisinde konut sorunundan kaynaklı olarak ilan ettiği projeler vardı. Onların normal prosedürü çerçevesinde plan ve projelendirme çalışmaları tamamlanmış ise o inşaatlar kastediliyor olabilir. Onlar bile deprem sonrası tekrar değerlendirilmeli. Çünkü artık özellikle Hatay, Maraş ve Adıyaman’da kentleri yeni baştan yapacaksınız” diye konuştu.

Kentler yeniden planlanırken deprem riski taşıyan bölgelerden uzak durulması gerektiğini kaydeden Yüzgeç, şu uyarılarda da bulundu: “Bugün Hatay için de Adıyaman için de büyük oranda yıkımların riskli zemin yapısından kaynaklandığını görüyorsunuz. Bunlardan uzak durmak lazım. Yeni yapılarda da bol miktarda ağır hasar ve yıkımla karşılaştık. 2001 yılında çıkarılan Yapı Denetim Kanunu’ndan sonraki dönemde yapılmış olan yapıların yüzde 20 civarının ağır hasar içerisinde olduğunu söyleyebilirim. Yeni yönetmelikler, yeni uygulamalar, yeni malzemeler olmasına rağmen eğer hasarlar oluşabiliyorsa, sistemde bir sıkıntı var demektir. Türkiye’de müteahhidin inisiyatifine bırakılmış bir denetim düzeni var. Aynı zamanda Türkiye’deki inşaat süreçleri mümkün olduğu kadar mühendislik hizmeti almamak üzerine kurulmuş kanun ve yönetmelikler çerçevesinde işliyor.”

“Bina ölçeğinden değil kent ölçeğinden başlayarak bütüncül bir planlama yapılması lazım”

Depremin ikinci gününden itibaren afet bölgesinde yardım çalışmaları ve gözlemlerde bulunduklarını söyleyen Şehir Plancıları Odası Başkanı Gencay Serter ise kentler yeniden tasarlanırken depremde yaşananlardan dersler çıkarılması gerektiği düşüncesinde. VOA Türkçe’ye konuşan Serter, “Birçok kentimiz şu anda toptan yıkılmış durumda. Yıkımlarımız kent ölçeğinde. Afet sırasında yaşadığımız sıkıntılar, deprem toplanma alanlarının olmaması, yeterli ulaşım akslarının sağlanmamış olması, alternatif yol güzergahlarının düşünülmemiş olması gibi belli kentsel kurgulardan kaynaklandı. Dolayısıyla bir daha bu afetlerde aynı görüntülerle karşılaşmamak için bina ölçeğinden değil kent ölçeğinden başlayarak bütüncül bir planlama yapılması lazım. Oradaki depremzedelerin bir an önce sağlıklı konutlara geçirilmesinde biz de hemfikiriz. Ancak bunun belli bilimsel, rasyonel şehircilik ilkelerine bağlı olarak inşa edilmesi lazım. Buna bir süre koyulmasından önce burada yapılması gereken şeyler var” dedi.

Yıkım yaşanan yerlerdeki zemine ilişkin bilgilerin kısıtlı olduğunu kaydeden Serter, “2000’lerden sonra kent planlarında jeolojik etüt yapma zorunluluğu geldi. Bunun öncesinde jeolojik etüt yapılmayan ve zemine dair bilgimizin kısıtlı olduğu alanlar var. Genel jeolojik etüdün yapılması, daha sonrasında bunlara ilişkin daha hassas, mikro bölgeleme çalışmalarının da yapılması gerekiyor. Hasar tespitinin tamamlanmasıyla güçlendirilecek, korunacak, tümden kaldırılacak alanların ortaya çıkarılması lazım. Bunlar parça parça alanlar olduğu için bunların bütününde size çıkardığı bir görüntü olacak. Bu görüntünün uygun bir kentsel yaşam için olanaklı olup olmadığının ortaya tespit edilmesi lazım. Aynı zamanda kentlerin kurgusu, sadece konuttan ibaret değildir. Kent; konut, ticaret, eğitim, ulaşımın hepsinin bütün olarak ele alınması gereken bir konudur. Yani 30 bin kişilik bir banliyöyü bir yere kurduğunuzda ticareti de ona eş güdümlü yapmadığınız zaman bu ciddi sıkıntılar yaratacaktır. Ulaşım olanaklarının ve altyapısının da tekrardan tasarlanması lazım. Yüzlerce yıl içerisinde yaşayacağımız kentleri inşa edeceğiz. Dolayısıyla bunun tekniğe, bilime ve şehircilik ilkelerine uygun olarak yapılması lazım. Parçacıl çözümlerle bunun uzun vadede sıkıntılar yaratacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

Serter, planlama çalışmalarının yer bilimciler, mühendisler ve mimarlarla yürütülmesi gerektiğini söyleyerek, hükümeti katılımcılığa çağırdı.

“Mikro-bölgeleme çalışması yapmadan yerleşim alanları için yer seçilmemeli ve inşaata başlanmamalı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konut yapımına ilişkin açıklamalarını yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür de sosyal medya hesabından yorumladı. Görür, “Televizyondan duydum, sayın Cumhurbaşkanımız deprem bölgesinde kalıcı konutlara bir an önce başlanacağını duyurdu. İnsani açıdan bu yaklaşımı elbette anlıyorum ama naçizane tavsiyem bu bölgenin tümünde mikro-bölgeleme çalışması yapmadan yerleşim alanları için yer seçilmemeli ve inşaata başlanmamalı. İnşallah bu sefer sesimi yetkililere duyurabilirim. Sevgiyle” mesajını paylaştı.

STÜDYO VOA

Eylem Tok ve oğlunun davaları ayrı görülüyor – 18 Haziran
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:29:58 0:00
XS
SM
MD
LG