Erişilebilirlik

Doğu ve Güneydoğu’da 2021’de 101 Kadın Öldürüldü


DİYARBAKIR - İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi tarafından Doğu ve Güneydoğu’da kadınlara karşı hak ihlallerine ilişkin hazırlanan raporda 863 hak ihlali iddiası yer aldı. Raporda yer alan bilgilere göre geçen yıl bölgede 101 kadın çeşitli nedenlerle hayatını kaybetti.

İnsan Hakları Derneği’nin derneğe yapılan başvurular ve basında çıkan haberlerden derlediği rapor, dernek binasında düzenlenen basın toplantısında açıklandı. 863 ihlal iddiasının yer aldığı rapora göre geçen yıl Doğu ve Güneydoğu’da intihar sonucu 21, aile içi şiddet nedeniyle 32, toplumsal alanda şiddet sonucu 10 kadın yaşamını yitirirken, 38 kadın ise kuşkulu bir şekilde hayatını kaybetti. Raporda yer alan diğer bilgilere göre, 21 kadın cinsel saldırıya maruz bırakıldı, 38 kadın şiddet sonucu yaralandı, 15 kadın ise fuhuş yapmaya zorlandı. 26 kadının gözaltı yerleri dışında işkence ve kötü muameleye, 5 kadın kaçırma ve ajanlık tehdidine, 9 kadın ise hapishanede işkenceye maruz kaldığı iddiaları da raporda yer aldı.

Raporu değerlendiren İHD Başkan Yardımcısı Ezgi Sıla Demir, özellikle Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin kadınların hakları ve güvenliği konusunda ciddi riskler yarattığını savundu. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararından sonra mağdur tarafından talep edilen koruma tedbiri başvurularının gerekçesiz veya somut delil yokluğundan reddedildiğini vurgulayan Demir, “Bu karardan sonra bazı başvurucu kadınlar, şiddet faili eşlerinin 'artık sizi bu devlet korumayacak, gidecek yerin kalmadı' gibi tehditlerle şiddetin dozunun arttığını ifade etmişlerdir. Oysaki 6284 sayılı yasaya göre koruma tedbirleri için somut delil şartı aranmamakta, mağdurun/kadının beyanına üstünlük tanınması gerekmektedir. Bölgemizde özellikle kolluk kuvvetlerinin dahil olduğu suçlar cezasızlık zırhıyla taçlandırılmaktadır. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde kolluk kuvvetlerinin faili olduğu olaylarda herhangi bir cezai müeyyidenin uygulanmaması faili cesaretlendirmektedir. Uygulanan cezasızlık politikası kolluk kuvvetlerinin artık alenen suç işlemesi gerçeğini karşımıza çıkararak cezasızlık politikasının en acı sonucunu yaşatmaktadır” dedi.

Ne yapılmalı?

Demir, kadına yönelik şiddete karşı alınması gereken bazı önlemleri şöyle sıraladı:

“-Kadının yaşam hakkının önüne geçen her türlü eşitsizlik, adaletsizlik ve engelin ortadan kaldırılması için devletin, iktidar ve muhalefeti oluşturan tüm siyasi aktörlerin sorumluluk alması gerekmektedir.

-6284 Sayılı Kanun etkili bir şekilde uygulanabilmeli. Devlet, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi ilke olarak belirlemeli ve bu nedenle, kadın alanında çalışan derneklerin üye ve yöneticilerine yönelik yargı tacizi sona erdirilmeli. Devlet, kadın cinayetlerine yönelik acil eylem planı oluşturarak asıl görevini hatırlamalıdır.

-Toplumda kadına yönelik şiddeti olumlayan ayrımcı, cinsiyetçi ve aşağılayıcı bir dil kullanılmamalı; başta otorite kabul edilen kişiler ve medya olmak üzere toplumun her kesiminde bu dilin kullanılmasının önüne geçilmesi sağlanmalıdır.

-Nefret söyleminin üst düzey yöneticiler tarafından sahiplenilmesi, LGBTİ+ların adalete erişiminde ciddi zorluklara neden olmaktadır. LGBTİ+’ların adalete erişimi, adli kurumlarda (karakol, mahkeme vb.) meydana gelen ayrımcılığın önlenmesi, insan hakları alanında faaliyet yürüten kurumların adli süreçlere doğrudan katılımıyla gerçekleşebilir. Bu sebeple kamu kurumları onarıcın adaletin tesisi ve cezasızlıkla mücadele açısından öncelikle LGBTİ+ varoluşunu tanıyarak açıkça “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığı ile mücadele etme” ilkesini benimsemelidir.

-Mahpuslara yaşatılan işkence ve kötü muamele uygulamalarından derhal vazgeçilmeli,

-Tüm hak ihlalleri gözönüne alındığında kolluk görevlilerinin neden olduğu ihlallerde etkin soruşturma yürütülmeli, cezasızlık politikalarından vazgeçilmelidir.

-Mülteci ve sığınmacı kadınların güvenliği sağlanmalı ve sığınmacı/mülteci kadınlara yönelik güçlendirici çalışmalar yapılmalıdır.

-Ekonomik krizin ve yoksulluğun 1’inci derece mağduru olan kadınlara yönelik istihdam alanlarının açılması ve insanı geçim şartlarına ulaşım konusunda yetkililerin gerekli önlemleri alması şart olmuştur.”

“Asıl sorun eşitsiz güç ilişkileri”

Raporu VOA Türkçe ’ye değerlendiren Diyarbakır Barosu Başkan Yardımcısı Hatice Demir, kadın cinayetlerindeki esas sorunun eşitsiz güç ilişkileri olduğunu savundu.

Kadınların yalnızca öldürüldüklerinde gündem olmasını eleştiren Demir, şunları söyledi: “Kadına yönelik şiddeti körükleyen birçok etken olmakla birlikte esas mesele eşitsiz güç ilişkileridir. Bu eşitsizlik ancak eşitlikçi politikalarla yani toplumsal cinsiyet eşitliği ekseninde hayata geçirilecek politikalarla giderilebilir. Bugün maalesef daha çok sonuçlar üzerinden kadın cinayetlerini konuşuyoruz. Özellikle toplumda infial yaratan kadın cinayetleri haberleri üzerinden bir gündem oluşuyor bir süre sonra gündem soğuyor, mesele önemsizleşiyor yeni bir cinayet haberine kadar. Bu döngü hep böyle devam edip duruyor. Oysa cinayete giden bir süreç var. Kadınlar çoğunlukla bu süreç içerisinde adli ve idari mercilere ulaşıp korunmayı talep ediyor ve şiddet faili erkeğin cezalandırılmasını istiyor. Ancak bu süreçlerde önleyici ve koruyucu mekanizmalar kadının haklarını merkeze almaktan uzak olduğu için kadın yine şiddete ve tehdide açık hale geliyor ve nihayetinde bu cezasızlık halinin yarattığı kolaylıkla cinayetler işleniyor ya da şiddet katmerleşiyor. Evet kadınları koruyan yasalar var ama hepsi erkekler lehine esnetiliyor, yaptırım hafifletiliyor. Bu da caydırıcılığı zedeliyor. Tabi ki asıl meselemiz her şeyden önce kadınların eşitlik ve özgürlük temelindeki haklarının güvence altında olması, saygı duyulması ve korunmasıdır.”

STÜDYO VOA

IMF Avrupa Dairesi Direktörü Kammer: “Türkiye’deki ekonomik programı destekliyoruz” – 19 Nisan
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:29:51 0:00
XS
SM
MD
LG