Erişilebilirlik

Hedef TBMM’ye Hesap Verecek Yürütme Organı mı?


Türkiye’de muhalefet cephesi, yeni parlamenter sistem ilkeleri üzerinde uzlaşma yolunda ilerlerken, yasama organı TBMM’ye hesap verilebilirliği sağlanacak yürütme organı ve sembolik Cumhurbaşkanlığı makamı temel hedef olarak öngörülüyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in işaret ettiği üzere Aralık ayında güçlendirilmiş/ iyileştirilmiş parlamenter sistem için ana ilkeleri belirlemek amacıyla altı siyasi parti temsilcileri çalışmalarını sürdürdü. CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu altıncı kez buluştu.

Yeneroğlu, TBMM çatısı altında yapılan üçüncü toplantıya ilişkin, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmamıza hız kesmeden devam ediyoruz. Etkili denge ve denetleme mekanizmalarına, geniş kapsamlı toplumsal uzlaşmaya dayanan demokratik hükümet sistem önerimizi adım adım belirliyoruz” mesajını paylaştı.

Hukukçu kimlikleriyle parlamenter sisteme geri dönülebilmesi için anayasal çerçeve hazırlığını yürüten genel başkan yardımcılarınca Başbakan ile Bakanlardan oluşacak Bakanlar Kurulu’nun mutlaka Meclis denetiminde olması gerektiği noktasında uzlaşılması söz konusu.

Bozulmuş başkanlık sistemi yerine Meclis’in yetkilendirilmesi mi?

Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç Dr. Ozan Ergül, kamuoyuna yansıyan açıklamalar, yazılı raporlar ve çalışmalar itibariyle muhalefet partilerince tasvir edilmekte olan parlamenter sistem geçiş sürecine ilişkin VOA Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

Hedef TBMM’ye Hesap Verecek Yürütme Organı mı?
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:08:58 0:00

Anayasa hukuku alanında uzman Ergül, Türkiye’de bugün “dejenere, bozulmuş bir başkanlık sistemi” örneği yaşandığını ifade etti.

Anayasa uyarınca bu sistemi değiştirme iradesine TBMM’nin ve halkın sahip olduğunu vurgulayan Ergül’ün aktardığı anayasa hükmü uyarınca, gelecek genel seçimler sonrasında TBMM’de eğer muhalefet çoğunluğu sağlarsa rahatlıkla anayasa değişikliği yapılması olası. Bunun yanı sıra esasen sistem değişikliği için “halkın söz sahibi” olduğunu söyleyen Ergül, anayasa değişikliği için halk oylaması seçeneğini dile getirdi.

Ergül’e göre, muhalefet partileri sembolik Cumhurbaşkanlığı makamıyla birlikte öncelikle Yasama organı olarak TBMM’nin Yürütme’yi etkin şekilde denetleyebilmesini hedefliyor. Yürütme üzerinde örneğin 1980 Anayasası kaynaklı şekilde geçmişte Cumhurbaşkanı’nın vesayet kurmasını engellemeyi amaçlayan muhalefet partileri, hem yetkili hem de sorumlu hükümet (Bakanlar Kurulu) tasarımıyla birlikte hesap verilebilirliği için anayasal hükümler öngörüyor. Ergül’ün analizi bakımından muhalefet partilerince yapılacak çalışmada önemli olan yeni sistemde hesap verilebilirlik açısından Yürütme üzerinde nasıl araçlar kullanılabileceği meselesine açıklık getirmek olacak görünüyor.

Doç. Dr. Ozan Ergül, VOA Türkçe’nin sorularını şöyle yanıtladı:

VOA: Türkiye’de sistem değişikliği tartışmasını anayasa hukuku penceresinden nasıl yorumluyorsunuz?

“Şu anda Türkiye’deki hükümet sistemi bir tür başkanlık hükümeti sistemi. Bildiğiniz gibi buna 2017 anayasa değişiklikleriyle geçiş yapıldı. Anayasa’nın hiçbir yerinde başkanlık sistemi yazmıyor, mevcut kurallardan bizim çıkardığımız bir sonuç bu. Bildiğiniz gibi isim konusunda da bir fikir birliği yok. Kimisi başkanlık sistemi, kimisi cumhurbaşkanlığı sistemi diyor. Cumhurbaşkanımız'a da anayasaya göre Cumhurbaşkanı demek durumundayız ama bildiğiniz gibi bazı basın organları da ‘Başkan’ diye hitap ediyor. Mevcut sistemden başka bir sisteme ya da eski sisteme, hükümet sistemine dönmemiz için de şüphesiz bir anayasa değişikliği gerekiyor. Anayasa değişikliğini yapmaya yetkili organ da anayasamızın 175. maddesine göre öncelikle TBMM’dir. Meclis’te beşte üç (3/5) oranında yeter sayısına ulaşıldığında anayasa değişikliği yapılabilmesi mümkün. Ancak üçte iki (2/3) oranında oy sayısı söz konusu olduğunda ise söz konusu anayasa değişikliği için referanduma (halk oylaması) gidilecektir ve dolayısıyla halk karar verecektir, başkanlık sistemine geçip geçmeme konusunda son söz halkta olacaktır. Eğer Meclis’te 3/2 oy alırsa, bu da 600 üye sayısı için 400 oy ile kabul edilirse yeni ya da farklı bir sistem için halk oylamasına gidilmesi ide Cumhurbaşkanı’nın takdirindedir. Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmazsa referandum yapılmak zorunda değildir. Dolayısıyla sorunuzun yanıtı şudur: Mevcut hükümet sisteminden geçişin tek yolu vardır, o da anayasayı değiştirme gücünün TBMM tarafından, milletvekilleri tarafından kullanılmasıdır.”

“1980 Anayasası’nda Cumhurbaşkanı yetkileri parlamenter sistem sapmaydı”

VOA: Mevcut tartışmalar itibariyle anayasal açıdan muhalefet partileri nasıl bir sistem öngörüyor?

“Şimdi uzun bir süredir muhalefet partileri başka bir sisteme mevcut sistemden doğan şikayetlerini dile getirerek başarısızlıklarını öne çıkararak eski hatta daha başka bir sisteme geçiş yönünde iradelerini ortaya koyuyorlar. Buna bir isim de veriyor muhalefet partileri; ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ diyorlar bu yeni sisteme. Bu aslında önceki sisteme dönüş de sayılmaz. Çünkü bu güçlendirilmiş parlamenter sistem tasarımını okuduğumuzda, buna ilişkin raporları paylaşan partileri okuduğumuzda, güçlendirilmiş parlamenter sistem tabirini görüyoruz ve bununla ne kastedildiğini de büyük ölçüde anlıyoruz. Sadece bu programlarda tam olarak anayasada bu maddelerin nasıl düzenleneceğine ilişkin bir öneri yok. Fakat nasıl bir değişiklik yapılmak istendiğine ilişkin okuduğumuzda gayet bilgi sahibi oluyoruz. Peki güçlendirilmiş parlamenter sistemden ne anlaşılıyor? Malumunuz Türkiye’de 1982 anayasası olsun hatta Türk, Osmanlı anayasacılık tarihine baktığımızda parlamenter hükümet sistemi en aşina olduğumuz ve en çok ayakta tuttuğumuz sistemdir. 2017 anayasa değişikliği bu gelenekten ayrılarak yürütmenin tek kanatlı olduğu, yürütmenin tek organdan yani Cumhurbaşkanı’ndan oluştuğu ve Cumhurbaşkanı’nın da doğrudan halk tarafından seçildiği bir başkanlık hükümet sistemi benzeri bir sisteme geçilmiştir. Öncelikle şunu da ifade etmek isterim bu sisteme tam başkanlık sistemi demek de doğru olmayacaktır. Bu dejenere, bozulmuş bir başkanlık sistemidir çünkü başkanlık sistemi hükümet sistemlerinde görmeye alışık olduğumuz denge - denetim araçlarından yoksun bir sistemdir. Zaten muhalefet partilerinin mevcut sistemle ilgili en büyük şikayetleri ve mevcut sistemin sebep olduğu başarısızlıklarıyla ilgili öne çıkardıkları husus da budur. Bu çerçevede güçlendirilmiş parlamenter sistem ile ne anlaşılıyor? Öncelikle olması gerekenden daha güçlü, klasik parlamenter hükümet sistemlerinde sembolik olması gerekli iken çok daha güçlü yetkilerle donatılmış bir Cumhurbaşkanı vardı 1982 Anayasası’ndaki sistemde.

İşte güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili en çok altı vurgulanan husus; artık yeni bir sisteme geçilecekse veya eskisi revize edilip, dönüş yapılacaksa artık Cumhurbaşkanı’nın gerçekten olması gerektiği gibi sembolik bir makam haline dönüştürüleceği yönünde bir program sahibi olduklarını böyle bir ajanda ortaya koyduklarını görüyoruz muhalefet partileri tarafından. Dolayısıyla 1982 anayasasında doğrudur parlamenter sistemi vardı fakat bundan bir sapma olarak Cumhurbaşkanı’nın çok güçlü bir vesayet makamı gibi adeta sistem üzerine oturtulduğu bir yapı vardı. Muhalefet partileri artık Cumhurbaşkanı’nı sembolik bir konuma indireceklerini ve sistemi parlamento hakimiyeti altında yapılandıracaklarını vurguluyor. Bu yüzden güçlendirilmiş parlamenter sistem diyorlar. Yürütme organı ise Yasama’ya karşı sorumlu olacak fakat önceki sistemde olduğu gibi Cumhurbaşkanı tarafından da sınırlandırılmayacak. Cumhurbaşkanı tarafından yetkilerine ortak olunmayacak bir bakanlar kurulu olacak. Dolayısıyla halkın seçtiği parlamento, o parlamentodan kaynaklanan bir bakanlar kurulu oluşumu ve başında bir başbakan ve bu bakanlar kurulu ile Başbakan’ın gerçekte parlamentoya karşı sorumlu tutulabileceği ve parlamentoya karşı hesap verme sorumluluğu olduğu bir sistem diye özetleyebilirim.

Hükümet’in siyasi sorumlu olarak nasıl hesap verecek meselesi

Bu yeni sistemde siyasi sorumluluğu nedeniyle Bakanlar Kurulu’ndan hesap sorulmasıyla ilgili araçlar mesela nasıl kurgulanacak? Yeni sistemde özellikle parlamentonun bilgilenmesini ve parlamentonun yürütme organı üzerindeki denetim yetkisini kullanmasını sağlayan araçların eski sistemden daha güçlü bir şekilde konması gerekiyor. Bu hususa dikkat edilmesi gerekir. Örneğin; önceki sistemde şikayet konusu olan ve şu andaki sistemde neredeyse hiç işlemeyen soru mekanizması var. Çünkü bakanlar, sadece Cumhurbaşkanı’na karşı sorumlular mevcut sistemde ve parlamentoya karşı kendilerini hiç sorumlu hissetmiyorlar. Sorumlu da değiller zaten. O yüzden hatta parlamentoya çok nadiren uğruyorlar. Dolayısıyla güçlendirilmiş parlamenter sistemde en dikkat çeken yön Cumhurbaşkanı’nın partisiz olması, hiçbir siyasi partiyle bağının olmaması, tarafsız olması ve önceki sistemde var olan yetkilerinden arındırılması. Atama yetkileri olsun, yürütme organı yetkilerine karışma anlamında olsun, bir çok yetkilerinden arındırılması arzu ediliyor bu güçlendirilmiş parlamenter hükümet sisteminde.

  • 16x9 Image

    Yıldız Yazıcıoğlu

    Yıldız Yazıcıoğlu, 1994-1998 döneminde Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Mesleğe 1997 yılında Cumhuriyet’te stajyer olarak başladı. 1998-2000 döneminde yüksek lisans eğitimine devam etti. 2000 – Mayıs 2009 döneminde Milliyet’te mesleki kariyerini cumhurbaşkanlığı ve parlamento muhabirliği noktasına taşıdı. 2009 - 2011 yıllarında ABD’nin başkenti Washington DC’de kariyerini sürdürdü ve farklı medya kuruluşları için temsilcilik – yorumculuk görevlerini yürüttü. Bu dönemde VOA Türkçe’de eğitim aldı ve görev yaptı. Ardından Ankara’ya dönüşünde Habertürk TV’de, ArtıBir TV’de görevler üstlendi. Şu anda VOA Türkçe ekibinde görev almayı sürdürüyor.

STÜDYO VOA

IMF Avrupa Dairesi Direktörü Kammer: “Türkiye’deki ekonomik programı destekliyoruz” – 19 Nisan
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:29:51 0:00
XS
SM
MD
LG