Erişilebilirlik

Kadın cinayetleri neden durdurulamıyor?


Neşe Keçkin, 1 Ocak 2023-21 Kasım 2023 dönemindeki 324 günde erkekler tarafından öldürülen en az 288 kadından sadece biri.
Neşe Keçkin, 1 Ocak 2023-21 Kasım 2023 dönemindeki 324 günde erkekler tarafından öldürülen en az 288 kadından sadece biri.

İzmir’in Seferihisar ilçesinde 23 yaşındaki iki çocuk annesi Neşe Keçkin, 2 Kasım’da boşanma davası açmak için gittiği adliye bahçesinde eşi Alaattin Keçkin tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Keçkin, Türkiye’de neredeyse her gün basına yansıyan kadın cinayeti kurbanlarından yalnızca biri.

Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerini basında yer alan haberlerden derleyerek kayıt altına alan bianet’in verilerine göre, Türkiye’de 1 Ocak 2023-21 Kasım 2023 dönemindeki 324 günde en az 288 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. 2022 yılında cinayete kurban giden kadınların sayısı en az 327’ydi. Bianet verilerine göre, 2013 yılından bu yana erkeklerin en az 3 bin 151 kadını öldürdüğü Türkiye’de, kadın cinayetlerinde son 10 yılda artış olduğu gözleniyor.

Kadın cinayetleri neden durdurulamıyor?
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:04:25 0:00

Neşe Keçkin'in ailesi failin en ağır cezayı almasını ve kızlarının cinayete kurban giden son kadın olmasını istiyor. Ancak kadın örgütleri ve hukukçular, kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerin toplumdaki cinsiyet eşitsizliği ve yargıdaki cezasızlıktan beslendiğini savunuyor.

23 yaşındaki iki çocuk annesi Neşe Keçkin, 2 Kasım’da boşanma davası açmak için gittiği adliye bahçesinde eşi Alaattin Keçkin tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
23 yaşındaki iki çocuk annesi Neşe Keçkin, 2 Kasım’da boşanma davası açmak için gittiği adliye bahçesinde eşi Alaattin Keçkin tarafından bıçaklanarak öldürüldü.

“En büyük dileğim, başka anaların, babaların canı yanmasın”

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Neşe Keçkin’in annesi Sevda Tavcı, “Benim için dünya durdu. Benim canımdan can gitti. Diyebilecek hiçbir şeyim yok. En ağır cezayı almasını istiyorum. Artık bu kadın cinayetleri de son bulsun istiyorum. En büyük dileğim, başka anaların, babaların canı yanmasın. Benim kızım, kadın cinayetlerinde son olsun” dedi.

Tavcı, kızı Neşe Keçkin’e eşinin daha önce de bıçak çektiğini anlatarak, “Zaten boşanmaya karar vererek en son bizim evimize geldiğinde, Neşe’ye bıçak çekmiş. Küçük çocuğunu da alıp kızım bize sığındı. Bir daha da gitmedi zaten. Artık önceden ne oldu bilemiyoruz, sekiz yıl evli kaldılar ama benim kızım bana hiçbir şey anlatmazdı, kavga da etse üzülmeyelim diye bize bir şey anlatmazdı. Biz çok sessiz kaldık” diye konuştu.

“Biz çocuğumuzu şiddet görsün diye mi büyüttük?”

Baba Mehmet Tavcı, “Kızımın eşi madde kullanmaya başlamış. Benim kızım maddeye karşı çıkmış, ‘kullanma’ demiş. Kızım boşanmaya karar vererek benim evime sığındı. Kocası defalarca evin önüne geldi, kendisini kesmeye bile çalıştı. Biz hiçbir hakarette bulunmadık, hiçbir şey yapmadık. Kızım gidip de şikayetçi bile olmadı” dedi.

Kızının gözleri önünde katledildiğini anlatan Tavcı, “Alaattin sabahtan bizi arayıp boşanmak istediğini söyleyerek kızımı adliyeye çağırdı. Kızımla beraber annesi, ben ve erkek kardeşi birlikte adliyeye geldik. Adliye önünde ‘niye küfürlü konuşuyorsun’ demeye kalmadı, oradan bıçağı çıkardı, hepimize saldırmaya çalıştı. Kimse tutamadı, oğlumun boynunu yaraladı. Sonra bıçak eşimin çantasına geldi. Ondan sonra kızımın peşine düştü. Adliye binasının içerisinde kızımı bıçakladı” dedi.

Kızlarını bin bir çileyle büyüttüklerini dile getiren baba Tavcı, “Eşimle bütün gün Ağustos sıcağında çöplerden, varillerden plastik, teneke, milletin bezlerini toplayıp ayıklayarak büyüttük. Biz bu çocukları ellere mi büyüttük, kadınlara şiddet olsun diye mi büyüttük? Artık bizim kızımız son olsun” şeklinde konuştu.

Yakınlarından faile destek paylaşımı

Kızının öldürülmesinin ardından failin yakınlarının sosyal medyadan yaptıkları paylaşımlar karşısında ikinci kez yıkım yaşadıklarını anlatan anne Tavcı ise “Yakınları sanki bir şeyi başarmışlar gibi, sanki güzel bir şey yapmışlar gibi paylaşımlar yaptı. ‘Hak etti’ diye, ‘elbet başkan bir gün çıkacaksın’ diye sözler paylaştılar” dedi.

“Yasalarımız yeterli ama etkin ve caydırıcı şekilde uygulanmıyor”

Kadın hakları aktivistleri ve avukatlar, kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine dayanan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden 2021’de çıkılmasının ardından kadın cinayetlerinin arttığını ileri sürerek hükümeti suçluyor.

İktidar buna karşılık yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu (TCK) ile 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddeti Önleme Kanunu’nda kadına karşı işlenen bazı suçlarda cezai yaptırımları arttırmıştı. Sanıkların "iyi hal indirimi" almasının koşulları sınırlandırılırken, ısrarlı takip suçu ilk kez TCK'de suç olarak tanımlanmıştı.

Kadın cinayetlerinde daha önce verilen müebbet hapis cezası, ağırlaştırılmış müebbette çıkarılmıştı. Kadına şiddet, katalog suçlar arasında eklenerek bu tür olaylarda tutuklama kararı verilmesinin önü açılmıştı. Şiddet mağduru kadınlara barolar tarafından ücretsiz avukat atanması da yeni yasayla getirildi.

Ancak hukukçular, yasaların etkin uygulanmadığı görüşünde. VOA Türkçe’ye değerlendirmede bulunan İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi yönetim kurulu üyesi Avukat Elçin Kılınçer Ot, “Bizim aslında uygulanması halinde yasalarımızın yeterli olduğu, başka bir düzenlemeye ihtiyaç olmadığı bir hukuk düzenimiz var. Ancak toplumsal cinsiyet eşitliğinin ülkemizde tam olarak sağlanmaması ve maalesef yargıdaki eril zihniyet, özellikle uygulanan cezasızlık politikaları şiddeti önlemekte hala olmamız gereken yerde olmadığımızı bize gösteriyor” dedi.

“Yargıda ‘yasayı en düşükten ceza verecek şekilde nasıl uygularız ’diye bir bakış açısı söz konusu”

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldığından bu yana en az 800 kadının öldürüldüğünü hatırlatan Ot, “İstanbul Sözleşmesi'nin ilk imzalandığı dönemde şiddet vakalarında gözle görülür oranda bir düşüş vardı. Ancak artık toplumda ‘bana bir şey olmaz, ceza almam, biraz yatar çıkarım, üstü örtülür unutulur gider’ zihniyeti egemen durumda. Siz bu zihniyeti yıkamadığınız sürece kadına şiddetteki artışı da önlemek mümkün değil. Ben bir hukukçu olarak cezaların caydırıcılığı konusunda tam bir inanç beslemiyorum” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki ceza infaz sisteminin de cezaların caydırıcılığını azalttığına dikkat çeken Ot, “Bizim yargılama sistemimizde tamamen eril bakış açısı var. Kravat taktığınız için iyi hal indiriminden faydalanma konusunda avantajlı hale geliyorsunuz. Yani ‘yasayı en düşükten ceza verecek şekilde nasıl uygularız’ diye bir bakış açısı söz konusu” dedi.

“Zihniyet olarak biz yüzyıllar öncesine gittik”

Uzaklaştırma kararlarının uygulanmaması ve tehdit altındaki kadınlara yeterli düzeyde koruma sağlanmamasını da eleştiren Ot, “Zihniyet olarak biz yüzyıllar öncesine gittik. Yani toplumda artık ‘ben yaptım oldu, yasayı uygulamasam ne olur’ keyfiyetiyle ‘istediğimi yaparım’ algısı var. Bu, devletin bütün kademelerine yansıdı. Ben yaklaşık 20 yıllık bir avukatım. 20 yıl önce bu kadar umutsuz ve mutsuz değildim. Artık hukuk devletinden uzaklaşıp Anayasa'nın hükümlerinin dahi tanınmadığı bir devlete doğru yol alıyoruz. 6284 sayılı yasa, İstanbul Sözleşmesi, bunlar çok kıymetli hukuki kazanımlar ama bunları tam anlamıyla hayata geçirmesi gereken bir yargı sistemine ihtiyacımız var” diye konuştu.

Ot, toplumdaki cinsiyet eşitsizliği aşılmadan yasaların etkin ve caydırıcı şekilde uygulanmasının da kadına şiddeti durduramayacağını vurgulayarak, “Öncelikle yapılması gereken, kadınla erkek arasında daha küçük yaşta başlayan o cinsiyet eşitsizliğini eşitliğe dönüştürmek. Her yerde bir erkek himayesinden, abilikten, korumacılıktan, arka durmaktan bahsedilir oldu. Bugün devletin en üst kademesinden tutun da her kademeye kadar bu yayıldı. Siz toplumsal cinsiyet eşitliği bilincini daha küçük yaşlarda çocuklara aşılarsanız zaten şiddet bir şekilde bugünkü düzeyinden çok daha az seviyelere inecektir. Ondan sonra etkin yasa uygulamalarıyla, caydırıcı cezalarla bunu beslersiniz” dedi.

Forum

STÜDYO VOA

Afganistan’dan çekilme süreciyle ilgili Kongre’den Blinken’a suçlama – 1 Mart
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:29:58 0:00
XS
SM
MD
LG