Erişilebilirlik

Türk Lirası Krizi Fransız Medyasında


Türkiye'de yaşanan finansal krizi Fransız medyası geniş haber ve analizlerle işledi. ABD’yle diplomatik krizin ekonomik yaptırımlara dönüşmesiyle birlikte Türk Lirası'nın iki günde eridiğine dikkat çeken gazeteler, Merkez Bankası'nın aldığı önlemlerin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sert yanıt vermesiyle piyasaya güven vermekten uzak olduğu yorumunu yaptı. Türk Lirası krizinin uluslararası etkilerinin sınırlı olduğunu vurgulayan gazeteler, ilk etapta Brezilya, Güney Afrika, Rusya gibi gelişmekte olan ülkelerin bu durumdan etkilenebileceklerini yazdı.

Liberation: "Erdoğan ekonominin tuzağında"

Sol eğilimli Liberation gazetesi, TL krizini "Enflasyon, işsizlik, dış ticaret açığı.. Son günlerde Türk Lirası'nın düşmesi, Amerika'nın vurduğu ülkenin yapısal zaafiyetlerini de ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump yönetiminin ihanetini kınadı" sözleriyle değerlendirdi. Liberation krizin yarattığı soru işaretleri ve olası etkilerini ise şöyle analiz etti:

"Türk Lirası, Dolar ve Euro karşısında, yıl başından bu yana yüzde 40, bir yıldır da yüzde 50 değer kaybetti. Lira, Amerika ile yaşanan diplomatik kriz ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi politikasına güvensizlik nedeniyle tarihi düşüş yaşadı.

Neden bu erime?

Cumhurbaşkanının 'Türk ekonomi mucizesini' anlatan milliyetçi söylemine rağmen, kırılgan ve dengesiz Türkiye ekonomisi, birçok yapısal zorlukla karşı karşıya. Temmuz ayında ülke dramatik bir enflasyon seviyesine ulaştı, Temmuz ayı yıllık enflasyonu 15,9 oldu. Bu oran, gelişmiş ülkeler ortalamasının 5 katından daha fazla. Resmi istatistiklerde gösterilen yüzde 11'lik işsizlik oranı aslında yüzde 17'ye dayandı. Şirketler, 2016 darbe girişiminin ardından, yeniden toparlanmak için rejimin yardımlarına rağmen, aldıkları dolar borçlarının altında eziliyor. Sonuç: 200 milyar doların üzerinde borç aldılar ve bu yıl bunun 3'te 1'inin ödemesi geldi. Ve bu koşullarda, kendilerini ülke tarihinin en kötü döviz kuruyla karşı karşıya buldular. Sadece inşaat sektöründe geçtiğimiz yıl rekor sayıda iflas yaşandı. Son olarak ülke, diğer ülkelerle ödemeler bilançosunda ciddi bir açığa sahip. Cari açık 2017'de GSYIH'nın yüde 5,5'inden fazla. Türkiye, 50 milyar dolarlık cari açığı finanse etmek için her gün 200 milyon dolarlık dış kaynak kullanıyor. Cumhurbaşkanının Haziran ayında seçilmesinden bu yana yaptığı müdahaleler de güvence vermedi.

Jeopolitik ne kadar etki ediyor?

Çözümlerden birisi, faiz oranlarını yükselterek para politikasının iplerini sıkmak. Fakat Cumhurbaşkanı bunu yapmaması için Merkez Bankası üzerindeki baskısını sürdürüyor. Çünkü bunun ekonominin güçlü noktası büyümeyi frenleyeceğini düşünüyor. Bu nedenle damadını Ekonomi Bakanlığı'na getirdi ve onu gayri resmi başbakanı yaptı. Para politikasında bir değişikliği duymak dahi istemiyor. Ve milliyetçi duyguları daha da körüklemek için 'Amerikan komplosu' kartını oynuyor.

Cuma günü Donald Trump, Amerikalı pastörün 'casusluk suçlamasıyla' tutuklanması ve serbest bırakılmaması nedeniyle, Türkiye'ye uyguladığı çelik ve alüminyum ithalat vergilerini iki katına çıkardı. Erdoğan ise, Amerika'nın, 20 yıldır Amerika'da yaşayan ve 2016 darbe girişiminin arkasındaki isim olduğunu iddia ettiği Fetullah Gülen'e desteğini kınıyor. Ankara yönetimi, Washington'un YPG'li Kürtlere destek vermesini de kabul etmiyor. Bütün bu olanlar yabancı yatırımcıları endişelendiriyor ve paralarını geri çekiyorlar. Bu da zaten ekonominin zaafiyetleri nedeniyle kırılgan hale gelen TL'nin değer kaybetmesine katkı yapıyor.

Neden bir bulaşma etkisi mümkün?

Çünkü Erdoğan, piyasaları sakinleştirmek yerine, daha da kızıştırıyor. Merkez Bankası'nın endişeleri gidermek amacıyla, bankaların ihtiyacı olan tüm likiditeyi sağlayacağını ve finansal istikrarı sağlamak için gerekli adımları atacağını açıklamasına rağmen, Erdoğan'ın ABD hakkındaki yeni açıklamaları, piyasalarda güven oluşmasını sağlamadı. Üstelik, internet üzerinden Erdoğan'ın 'ekonomik teröristler' dediği ekonomi politikasını eleştirenleri cezalandırması da güven ortamına katkı yapmadı.

Daha genel olarak, Euro Bölgesi mali denetim otoriteleri, Türk bankalarının Euro borçlarını ödeme zorluğuna girmesi nedeniyle, Türkiye'deki bankalara borç veren bazı İspanyol, İtalyan ve Fransız bankalarının yeni bir kargaşa dönemine girmesinden endişe ediyor. Türkiye'deki kriz, diğer büyük gelişmekte olan ekonomilerin zayıflığını açıkça ortaya koyabilir. Pek çok gelişmekte olan para birimi Türk Lirası'nı takip edebilir. Sonuç: Para birimleri düşer, ithalat maliyeti ve enflasyon da beraberinde artar. Ve yeni bir krizin hayaleti yeniden ortaya çıkabilir."

Le Figaro: "Türkiye'deki finansal krizden endişe etmeli mi?"

Ankara'nın açıkladığı önlemlere rağmen, Türk Lirası'nın Pazartesi günü de değer kaybettiğine dikkat çeken sağ eğilimli Le Figaro gazetesi ise, "Bu finansal fırtına, zaten yüksek enflasyon altında ezilen Türk ekonomisi üzerinde ağır etkiler yapacak. Krizin uluslararası etkisi şu an için sınırlı kalmaya devam ediyor, ancak gelişmekte olan ülkelerin para birimine bulaşma riski var" ifadelerine yer verdi.

Krizin uluslararası boyuta ulaşması riski hakkında da "Gelişmekte olan ülkelere bulaşma riskine rağmen, uluslararası etkisi halen sınırlı bir finansal fırtına" yorumunu yaptı.

Krizin tetikleyicisi olarak Brunson krizini gösteren Figaro, rahibin serbest bırakılmaması nedeniyle Trump'ın alüminyum ve çelik ithalatı vergisini iki katına çıkarmasıyla Türk Lirası'nın sadece Cuma günü yüzde 19 değer kaybettiğini belirtti.

Lira'daki düşüşün Türkiye'de tatil yapmakta olan turistlerden başka kimsenin işine yaramadığını, yüzde 16'ya varan enflasyon rakamlarıyla zaten zordaki Türkler için etiket fiyatlarının artacağı vurgusu yapıldı.

Uzmanların, "Krize neden olan politikalar değişmedikçe, TL'nin değer kaybetmeye devam edeceği" yönündeki uyarılarına da yer veren Le Figaro, TL krizinin henüz uluslararası bağlamda bir panik yaratacak boyutta olmadığını, ancak Paris, Frankfurt, Roma ve Madrid borsalarında, Türkiye'ye borç veren bankalar nedeniyle küçük çaplı düşüşler yaşandığının altını çizdi.

Ancak krizden daha çok gelişmekte olan ülkelerin etkileneceğini belirten Le Figaro, "Rus rublesi, Arjantin pezosu, Güney Amerika randı ve Brezilya reali uluslararası döviz piyasalarında sarsıldı. En savunmasız ekonomiler, çok sayıda yabancı alacaklının bulunduğu Türkiye ve borsası Pazartesi günü 3,55 oranında düşen Endonezya. Ekonomisi, küresel GSYIH üzerinde sadece yüzde 1 etki eden Türkiye'deki krizin uluslararası etkileri son derece sınırlı. Ancak uzmanlar 1997-98'deki Asya krizine dikkat çekiyor ve eğer bu panik diğer gelişmekte olan ekonomilere de bulaşırsa, daha sistemik bir krizle karşı karşıya kalabiliriz" yorumunu yapıyor.

Le Figaro, özellikle Türkiye'de şubeleri bulunan Fransız BNP Paribas, İspanyol BBVA, İtalyan UniCredit ya da Hollandalı ING bankalarının durumuna dikkat çekiyor.

Le Monde: "İzole olan Erdoğan Putin'e güveniyor"

Ülkenin en büyük gazetesi Le Monde ise, finansal krizin Türkiye'yi ABD ve batıdan giderek daha da uzaklaştıdığı ve Rusya'ya yakınlaştırdığı analizini yaptı. Le Monde, "ABD ile görülmemiş bir diplomatik krizle karşı karşıya kalan, finansal krizle zayıflayan ve para birimi sürekli eriyen Türkiye'nin cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Ağustos Pazar akşamı Trabzon'da 'Washington'un politik komplosu karşısında Türkiye'nin yeni müttefikler arayışında olduğunu' söyledi. Mevcut kriz, 1952'den bu yana NATO üyesi olan Türkiye'yi daha çok Rusya'nın kollarına itiyor" dedi.

Les Echos: "Darbe'de halka seslendiği I-Phone'u boykot çağrısı yaptı"

Fransız ekonomi gazetesi Les Echos ise, "Merkez Bankası'nın, bankacılık sektörüne destek açıklamalarının ardından Türk Lirası iki günde kaybettiği yüzde 23'den 7 puan geri kazandı. İstanbul borsası yüzde 1,2 değer kazandı. Ancak bu gelişmeler kısa vadeli olabilir zira Erdoğan, iPhone başta olmak üzere Amerikan ürünlerini boykot etme çağrısında bulundu" değerlendirmesinde bulundu. Ekonomi gazetesi, Merkez Bankası'nın likidite desteği açıklamasının krize dönük olduğu, ancak krizin temel nedenlerini ortadan kaldırmaya dönük olmadığı eleştirisini getirdi.

ABD ve Türkiye'nin krizin aşılması için diyaloğa geçmesinin önemli olduğunu, ancak Erdoğan'ın Salı günü partililere yaptığı konuşmada boykot çağrısı yaptığını belirten Les Echos, "Erdoğan, Türkiye'nin Amerikan mallarını, özellikle iPhone'u boykot edeceğini, Samsung ve yerel telefon Vestel'e yöneleceklerini duyurdu. Bu duyuru Vestel'in hisselerini yüzde 7 oranında arttırdı. Ancak Erdoğan, 2016'daki başarısız darbe girişiminde, iPhone'un FaceTime uygulaması üzerinden taraftarlarını sokağa dökülmeye çağırmıştı" hatırlatmasını yaptı.

Türkiye ile iş yapan Fransız şirket ve bankalarının durumunu analiz eden Les Echos, "Halen Türkiye'de faaliyette bulunan 300 Fransız grubu var ve bu şirketlerde 50 bin kişi istihdam edilmekte. Ülkede yaşanan kriz bu şirketlerin planlarını da alt üst edebilir. Renault, 50 yıldır Türkiye'de. BNP Paribas, Türk Ekonomi Bankası (TEB) ile ülkenin 6'ıncı büyük özel bankasının hissedarı. ADP Havacılık Grubu, TAV ile 2012'de bu yana ortak. Uçak yapımından, silah alımına kadar pek çok anlaşma sözkonusu" bilgilerini aktardı.

STÜDYO VOA

Kamala Harris partisinden yeterli destek alabilecek mi? – 22 Temmuz
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:28:51 0:00
XS
SM
MD
LG