Erişilebilirlik

AB'de "göç ve mülteciler" alanında tarihi anlaşma


PARİS - Avrupa Birliği (AB) İçişleri Bakanları, üye ülkelerin göçmenleri zorunlu paylaşımını, barındırmayı reddettikleri her göçmen için 20 bin Euro ödemesini öngören bir anlaşmayı kabul etti.

Birliğin sınırlarının güçlendirilmesi ve Dublin yönetmeliğinin yeniden düzenlenmesiyle AB'li bakanlar, 15 ayı bulan sığınma taleplerinin değerlendirme süresini de 6 aya indirme konusunda anlaştı.

AB, 2015'te Suriye'den gelen yoğun göç akını ile Afrika'dan Avrupa'ya geçmeye çalışırken Akdeniz'de boğulan göçmenlerin yarattığı krizden bu yana, sığınmacıların üye ülkeler arasında nasıl dağıtılacağına ve iltica başvuruları reddedilenlerin nasıl geri gönderileceğine çözüm arıyor.

AB Komisyonu'nun 2020'de bu hedefle hazırladığı ancak üye ülkelerin farklı tutumları nedeniyle bugüne kadar kabul edilmeyen "Göç ve iltica paketi" sonunda AB İçişleri Bakanları'nın onayından geçti.

Lüksemburg'da dün toplanan AB İçişleri Bakanları, zorlu müzakerelerle geçen bir günün ardından, İtalya ve Yunanistan'ın direnişine rağmen gece yarısına doğru göç politikası reformunun iki temel maddesi üzerinde anlaşmaya vardı.

Reformun kabul edilen iki önemli maddesinden birisi, mültecilerin bakımı için üye devletler arasında "zorunlu bir dayanışma mekanizması" kurulmasını öngörüyor. İkinci önemli maddesi ise, sınırlarda belirli göçmenler için iltica başvurularının incelenmesi için hızlandırılmış bir süreç getiriliyor.

İçişleri Bakanları'nın uzlaşması, Avrupa Parlamentosu'nun da kabulüyle, reformun, Haziran 2024'teki Avrupa seçimlerinden önce uygulanmasının önünü açıyor.

Görev süresi 30 Haziran'da sona erecek İsveç dönem başkanlığının "en büyük başarısı" ya da "ustalık eseri" olarak tanımlanan anlaşmayla, sınırlarda sığınma başvurularının hızlandırılmış bir şekilde incelenmesini ve sığınmacılara yönelik paylaşım ve muamelede üye devletler arasında bir "dayanışma sistemi" öngörülüyor.

Polonya ve Macaristan karşı oy kullandı

Ancak uzlaşma oybirliğiyle desteklenmedi. Göçmenlerin AB ülkelerine pay edilmesini kapsayan bir sistem oluşturulmasına karşı çıkan Polonya ve Macaristan bu önerilere karşı oy kullanırken, Bulgaristan, Malta, Litvanya ve Slovakya çekimser kaldı.

Şubat ayında Rusya'nın işgalinin ardından Ukrayna'dan kaçan bir milyondan fazla mülteciye evsahipliği yapan Polonya'nın İçişleri Bakan Yardımcısı Bartosz Grodecki, hükümetinin göçmen almadığı için AB "cezalarını" ödemeyi reddedeceğini belirtti. Grodecki, "Politik ve pragmatik olarak bu mekanizma bizim için kabul edilemez" dedi.

AB içinde en güçlü göçmen karşıtı duruşa sahip devlet olan Macaristan da, anlaşmaya karşı çıkmak için Polonya'ya katıldı.

Lüksemburg'daki zorlu müzakerelere başkanlık eden İsveç Göç Bakanı Maria Malmer Stenergard, çoğunluk anlaşmasını, AB'nin göçmenlik ve iltica kurallarıyla ilgili yıllarca süren şiddetli anlaşmazlıkları ortadan kaldırabilecek "tarihi bir adım" olarak nitelendirdi.

Stenergard, "Bunu söyleyeceğime gerçekten inanamıyorum ama iltica ve göç yönetimi yönetmeliği ve iltica prosedürü yönetmeliği konusunda genel yaklaşımlar benimsedik. Uzun yıllar süren müzakerelerin ardından tarihi bir adım attık. Göçmenlerin paylaşılması için, üye devletler arasında sorumluluk ve dayanışama arasından iyi bir denge kuruldu" dedi.

Avrupa İçişleri Komiseri Ylva Johansson da, 2020'nin Eylül sunulan İltica ve Göç Anlaşması'nın uygulamaya girebilmesi için "çok önemli bir adım atıldığını ve çok zor ve hassas iki dosya hakkında tarihi bir karar alındığını"söyledi.

Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, "Bunlar masadaki herkes için kolay kararlar değil, tarihi kararlar" diyerek uzlaşmanın önemine işaret etti.

Annecy'deki bıçaklı saldırının ardından sabah saatlerinde toplantıyı alelacele terk etmek zorunda kalan Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin de, "Her şey mükemmel değil. Ancak karşılıklı tavizler verilerek varılan anlaşma her şeyden önce AB'nin birliğini sergiliyor" dedi.

Avrupa Parlamentosu ile görüş ayrılığı

Bakanlar arasındaki anlaşma, reformun tümüyle kabul edildiği anlamına gelmiyor. Avrupa Parlamentosu'ndaki milletvekilleri hala zorunlu yer değiştirme talep ediyorlar.

Johansson, "Avrupa Parlamentosu ve Konsey ilk kez görüş ayrılığı yaşamıyor. AP üyeleri ile bir uzlaşma sağlanabileceğine inanıyorum" dedi.

"Zorunlu" ve "esnek" dayanışma mekanizması

Yeni anlaşmayla, sığınmacıların bakımında AB içinde "zorunlu" ancak "esnek" dayanışma sağlanıyor. Üye devletler, göçmen baskısına maruz kalan bir AB ülkesine gelen başvuru sahiplerinden belirli bir kısmını almayı kabul edecek ya da bunu yapmaması durumunda mali katkı sağlayacak.

Buna göre, üye ülkelerin diğer devletlerden, yılda en fazla 30 bin sığınmacı kabul etmesi, sığınmacıları kabul etmeyen üye ülkelerin "her kişi başına 20 bin Euro ödemesi" gibi yeni birtakım düzenlemeler geliyor.

Ayrıca bir sığınmacının başvurusunun değerlendirilmesi için yaptığı başvurunun en geç 6 ay içinde sonuçlanması da kurala bağlanıyor.

Planlanan mali tazminat, Komisyon tarafından yönetilen ve göç yönetimiyle bağlantılı projeleri finanse etmeyi amaçlayan bir fona ödenecek.

Göçmen akını karşısında, AB'nin diğer devletleri tarafından yalnız bırakıldığını savunan ve paylaşımın zorunlu hale getirilmesini isteyen İtalya, Yunanistan ve Malta gibi ülkeler, bir üye devletin evsahipliği yapamayacağını söylediği her göçmen için 20 bin Euro'luk bir mali katkı ödemesi karşılığında, zorunlu paylaşım ilkesinden vazgeçince uzlaşma sağlandı.

STÜDYO VOA

Zelenski Washington’da – 21 Eylül
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:29:58 0:00
XS
SM
MD
LG