Erişilebilirlik

Esat Sahneye Dönerken Suriyeliler Hem Umutlu Hem Kaygılı


(ARŞİV FOTO)
(ARŞİV FOTO)

Suriye'yi bölen savaş hatlarının zıt taraflarında yer alan Suriyeliler, Cumhurbaşkanı Beşar Esat hükümetiyle Suriye'nin komşuları arasındaki ilişkilerin hızla normalleşmesini farklı bakış açılarıyla değerlendiriyor.

Suriye hükümeti kontrolundaki bölgelerde yaşayanlar, komşu ülkelerle yakınlaşmanın, enflasyonun hızla arttığı, yakıt ve elektrik kesintilerinin yaşandığı bu dönemde, daha fazla ticaret ve yatırım sağlayacağını ve ekonomik krizi hafifletebileceğini düşünüyor.

Ülkenin kuzeyinde muhalefetin elindeki bölgelerde yaşayan ve bir zamanlar Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerini Esat rejimine karşı mücadelede müttefik olarak gören halksa giderek daha çok yalnız bırakıldıklarını ve tecrit edildiklerini hissediyor.

Esat karşıtı silahlı muhalefetin ana destekçilerinden Türkiye, Şam'la aylardır görüşmeler yapıyor. Son görüşme Moskova'da, Türkiye, Rusya, İran ve Suriye savunma bakanlarının katılımıyla yapıldı.

Ortadoğu'nun önemli aktörlerinden olan ve geçmişte Suriye'deki isyancı grupları destekleyen Suudi Arabistan, Esat hükümetine yönelik tavrını değiştirdi ve komşularına da kendisini izlemesi için baskıda bulunmaya başladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, 10 yıldan uzun süre önce ülkesinin Suriye'yle ilişkileri kesmesinden sonra ilk kez geçen hafta Şam'ı ziyaret etti.

Gelecek ay yapılacak Arap Birliği zirvesinin evsahibi olan Suudi Arabistan, Suriye'nin birlik üyeliğin iade edilmesi için diğer üye ülkeleri ikna etmeye çalışıyor. Ancak bazı ülkeler buna karşı çıkıyor. Bu ülkelerden biri de Katar.

Suriye'nin muhaliflerin elindeki kuzeybatısındaysa komşu ülkelerle yakınlaşma, korkuya neden oluyor. Muhalif aktivistler kısa süre önce sosyal medyada ”Esat'la normalleşme ihanettir” anlamına gelen Arapça etiket ile paylaşımlar yapmaya başladı.

Son iki haftada yüzlerce kişi, Arap ülkelerinin Esat'la ilişkileri yeniden inşa etme adımlarına karşı çıktıkları protestolara katıldı.

Suriye'nin kuzeybatısında bir sivil toplum kuruluşunda çalışan 27 yaşındaki Halit Hatip, hükümetin muhaliflerin elinde kalan toprakları da ele geçirmesi olasılığının kendisini giderek daha çok korkuttuğunu söylüyor.

Hatip, "İlk günden bugüne kadar barışçı gösterilere katıldım. Öldürülme, yaralanma, kaçırılma ya da bombardımanda vurulma riski altındayım" diyor ve Şam'la bölgesel ilişkilerin iyileşmesini "çok acı ve utanç verici, Suriyeliler'in arzularını zedeleyici" olarak tanımlıyor.

Bu ay İdlib'de bir gösteriye katılan Raşit Hamzavi Mahmut da Suudi adımının, Suriye'deki muhalifler açısından yaşanan hayal kırıklıkları zincirinin son halkası olduğunu söylüyor. Mahmut, "BM Güvenlik Konseyi bizi yarı yolda bıraktı. Arap ülkeleri, insan hakları ve İslamcı gruplar da öyle" diyor.

Suriye, Esat hükümetinin 2011'deki protesto eylemlerini bastırmasının iç savaşa dönüşmesi nedeniyle diğer Arap ülkeleri tarafından dışlanmıyordu. Ancak son yıllarda Esat, ülkenin büyük çoğunluğunda kontrolu ele geçirince komşu ülkeler de yakınlaşmak için adımlar atmaya başladı.

Dönüm noktası Suudi Arabistan

Yakınlaşma adımları, 6 Şubat'ta Türkiye'nin güney, Suriye'ninse kuzey bölgelerini vuran depremlerin ve Çin'in Suudi Arabistan ve İran arasındaki bağların yeniden oluşturulmasına arabuluculuk etmesinin ardından hız kazandı. Suudi Arabistan ve İran, Suriye iç savaşında rakip tarafların yanında hizalanmıştı.

İtalya'nın Floransa kentindeki Avrupa Üniversite Enstitüsü'nden Suriye kökenli İsviçreli araştırmacı profesör Joseph Daher, Suudi Arabistan-Suriye yakınlaşmasının Esat açısından "dönüm noktası" olduğunu kaydediyor.

Daher, Esat'ın Arap Birliği zirvesine davet edilebileceğini, ancak Mayıs'ta yapılacak zirve olmasa da Esat'a bir davetiye gönderilmesinin "an meselesi" olduğunu söylüyor.

Suriye'deki hükümet yetkilileri ve hükümet yanlıları, ikili ilişkilerin yeniden oluşturulmasının, Arap Birliği üyeliğine geri dönüşten çok daha önemli olduğu görüşünde.

Azınlıktaki Suriye Ulusal Partisi'nin siyasi büro üyesi Tarık El Ahmed, Associated Press haber ajansına, "Arap Birliği bu meselede simgesel bir rol oynuyor. Belirleyici rol değil" diyor.

Şam'da yaşayan akademisyen ve eski diplomat George Jabbour da Suriyeliler'in "Suudi Arabistan ve Suriye ilişkilerinin normale dönmesinden sonra Suudi Arabistan'da iş bulmayı umduğunu" söylüyor.

Suudi Arabistan, 2011 yılından önce Suriye'nin en önemli ticari ortaklarından biriydi. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2010 yılında 1 milyar 300 milyon dolara erişmişti.

Büyükelçiliklerin karşılıklı kapatılması ekonomik ve ticari trafiğin da tamamen durması anlamına gelmese de ticari ilişkiler hızla azalmıştı.

Ancak diplomatik ilişkilerde buzların erimeye başlamasından önce bile ticarette artış olduğu gözleniyordu.

Özellikle Suriye ve Ürdün arasındaki sınırın yeniden açılmasıyla birlikte 2018'sen sonra ticaret artmaya başladı. Bu sınır, aynı zamanda Suudi Arabistan'la olan ticari rotayı da oluşturuyor.

Suriye ekonomisini izleyen Suriye Raporu, Suudi Arabistan'la 2017 yılında 92 milyon 350 bin dolar olan ticaret hacminin 2021'de 396 milyon 900 bin dolara yükseldiğini kaydediyor.

Suriye Raporu'nun genel yayın yönetmeni Cihad Yazigi, Suudi-Suriye yakınlaşması sonrasında doğrudan tarifeli uçak seferlerinin başlamasının ve konsolosluk hizmetlerinin yeniden açılmasının ticareti daha da arttırabileceğini kaydediyor.

Ancak Yazigi, Suudi Arabistan'a "Suriye ekonomisine doğrudan yatırımlarla ya da özellikle altyapı projelerine yönelik ayrıcalıklı krediler gibi fonlarla finansman sağlayan ülke" gözüyle bakan Suriyeliler'in hayal kırıklığına uğrayabileceği uyarısında bulunuyor.

Bunun nedeni, bu tür yatırımların Amerika ve Avrupa'nın Suriye'ye uyguladığı yaptırımlar nedeniyle şu anda gerçekleşmesinin mümkün olmaması.

Muhaliflerin kontrolundaki bölgelerde de bazıları, normalleşmeyi umursamıyor.

İdlibli siyasi aktivist Abdül Vahap Alevi, Suudi Arabistan'ın tavrındaki değişikliğin kendisini şaşırttığını söylüyor. Ancak Alevi’ye göre "sahada hiçbir şey değişmeyecek çünkü, Suriye'nin farklı bölgelerinde askerleri bulunan Türkiye, Rusya, İran ve Amerika'nın dışında, Arap ülkelerinin Suriye içinde hiçbir nüfuzu yok."

Alevi, Şam'ın Arap Birliği üyeliğine geri dönüş için gerekecek koşulları karşılayabileceğine ya da Türkiye ve Suriye'nin kolaylıkla anlaşmaya varabileceğine inanmadığını söylüyor.

Muhalif Suriye Ulusal Demokratik Hareketi'nin başında bulunan Muhammed Şakip El Halit, Arap ülkelerinin Suriye'deki ayaklanmanın "liberal demokratik sivil hareketinin" hiçbir zaman müttefiki olmadığını, "radikal İslamcı yaklaşımı benimseyen hizipleri" desteklediğini kaydediyor.

Halit, buna karşın iç savaşın gidişatını değiştiren Rusya ve İran'ın yaptığı müdahalelere atıfta bulunarak, Suriye hükümetinin "kendisini savunan gerçek müttefikleri olduğunu" belirtiyor.

STÜDYO VOA

Beyaz Saray Ukrayna’ya silah teslimatına öncelik verecek – 20 Haziran
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:29:59 0:00
XS
SM
MD
LG