Erişilebilirlik

'Ermeni Tasarıları' Artıyor


Daha önceki yıllardan farklı olarak Amerikan Kongresi’ne sunulan veya sunulacak olan Ermeni tasarılarının sayısı giderek artıyor.

Ermeni lobisinin atağa kalktığı bu dönemde, Kongre’ye dört tasarı sunulmuş bulunuyor. Senato’ya bir tasarının daha sunulacağı bildiriliyor.

106 Sayılı Temsilciler Meclisi Tasarısı

106 sayılı Temsilciler Meclisi Tasarısı, aşağı yukarı her yıl sunulan Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili tasarı olarak biliniyor.

30 Ocak tarihinde sunulan tasarı, 1915 yılında başlayan olayları ‘soykırım’ olarak niteliyor ve Amerikan Başkanına iki çağrıda bulunuyor: Başkanın her yıl yayınladığı 24 Nisan mesajında ‘soykırım’ ifadesini kullanması ve Amerikan dış politikasının bu konuda duyulan hassasiyeti yansıtması.

Demokrat Partili California milletvekili Adam Schiff tarafından sunulan bu tasarının altında şu anda 179 Temsilciler Meclisi üyesinin imzası var.

65 Sayılı Senato Tasarısı

65 Sayılı Senato Tasarısı - Temsilciler Meclisine sunulan tasarıdan farklı olarak - gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesini kınıyor ve Türk Ceza Kanunun 301. maddesinin kaldırılması çağrısında bulunuyor.

Ancak, tasarıda Ermeni ‘soykırımına’ atıfta bulunulması, tepkiyle karşılandı.

65 Sayılı Senato Tasarısı, Dışilişkiler Komisyonu Başkanı, Demokrat Partili Delaware Senatörü Joseph Biden tarafından 1 Şubat tarihinde sunuldu.

Dink Tasarısı Temsilciler Meclisine de Sunuldu

65 Sayılı Senato Tasarısının – yani Hrant Dink suikastini kınayan tasarının benzeri Temsilciler Meclisine de sunuldu. Bu tasarının iki versiyonu var: biri ‘soykırım’ ifadesini kullanıyor, diğeri kullanmıyor. 102 Sayılı Temsilciler Meclisi Tasarısı, Hrant Dink suikastini kınıyor ve Türk Ceza Kanunun 301. maddesinin kaldırılması çağrısında bulunuyor. Tasarıda, ‘Ermeni soykırımına’ da atıfta bulunuluyor. Bu tasarı 29 Ocak tarihinde Demokrat Partili New York milletvekili Joseph Crowley tarafından sunuldu.

Yaklaşık iki hafta sonra, 12 Şubat tarihinde, Crowley, 155 Sayılı Temsilciler Meclisi Tasarısını sundu. Bu tasarı Crowley’nin daha once sunduğu 102 sayılı tasarıyla aynı; ancak ‘soykırım’ ifadesi kullanılmıyor. ‘Soykırım’ ifadesinin kullanıldığı tasarının altında 37 Temsilciler Meclisi üyesinin imzası var. ‘Soykırım’ ifadesinin kullanılmadığı tasarıda, Crowley’nin dışında kimsenin imzası yok. Amerika Ermeni Ulusal Komitesi adlı örgüt bu tasarıyı desteklemediklerini, ‘soykırım’ ifadesinin kullanıldığı tasarıyı desteklediklerini açıkladı.

Sunulması Beklenen Tasarılar

Los Angeles Daily News gazetesinin haberine göre, Demokrat Partili İllinois Senatörü Richard Durbin, Senato’ya, Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili bir tasarı sunacak. Bu tasarının, 106 sayılı Temsilciler Meclisi Tasarısının aynısı olması bekleniyor. Durbin, daha önceki yıllarda da benzer tasarılara destek vermişti.

Los Angeles Daily News gazetesinin haberine göre, Demokrat Partili California Senatörü Dianne Feinstein da tasarıyı destekleyecek.

Tasarılar Hangi Aşamada?

Temsilciler Meclisine sunulan üç tasarı, Dışişleri Komisyonunda görüşülmeyi ve oylanmayı bekliyor. Tasarılar Komisyonda kabul edildliği takdirde, Genel Kurulun gündemine alınması için girişimler başlatılacak.

Hrant Dink suikastini kınayan ve ‘Ermeni soykırımına’ atıfta bulunan 65 Sayılı Senato Tasarısının oylanması, geçtiğimiz günlerde Cumhuriyetçi Partili Senatör Richard Lugar’ın itirazı üzerine ertelendi. Tasarının bu şekliyle geçmemesi için Bush yönetiminin baskı yaptığı bildirildi. Tasarının, komisyonun bir sonraki toplantısında ele alınması bekleniyor. Bu süre zarfında, Komisyon üyeleri ortak bir metin üzerinde anlaşmaya çalışacak.

Amerika Ermeni Ulusal Komitesi, 5 Mart tarihinde, Komisyon üyelerine mektup göndererek, 65 Sayılı Senato Tasarısında kullanılan ifadelerin değiştirilmesine – yani ‘soykırım’ sözcüğünün çıkarılmasına – karşı çıkmaları çağrısında bulundu.

Tasarılar Ne Anlama Geliyor?

Temsilciler Meclisi ve Senato’ya sunulan bu tasarlar bağlayıcı değil – yaptırım gücü yok. Bu tür tasarılar Başkanın imzasına sunulmuyor ve sadece birtakım çağrılarda bulunuyor. Başkanın bu çağrılara uyması beklenmiyor.

Washington Post gazetesi köşe yazarı Jackson Diehl, 5 Mart tarihli köşe yazısında, tasarının bağlayıcı olmadığını vurgulayarak, Türkiye’nin tepkisinin “omuz silkmek” şeklinde olması gerektiğini yazdı. Köşe yazısında şöyle deniyordu: “Türkiye tarihini tartışmak Kongre’nin işi olmayabilir. Kongre, bu tartışmayı yanlış nedenlerle de yapıyor olabilir. Bütün bunlara rağmen eğer Türkiye istikrarlı, Batı tarzı demokratik bir ülke olma hedefine ulaşmak istiyorsa, Türk politikacıları da en azından başkalarının Temsilciler Meclisindeki diğer bağlayıcı olmayan tasarılara gösterdiği biçimde tepki göstermeyi, omuz silkip geçmeyi öğrenmelidir.”

Tasarılar bağlayıcı değil ama, soykırım iddialarına ilişkin bir tasarının Amerika gibi etkin bir ülkenin parlamentosunda kabul edilmesiyle bu iddiayı destekleyenlerin güç kazanmaları Türkiye açısından önemli bir sorun olarak görülüyor.

İlişkilere Olası Etkisi

Tasarının kabulünün, Türk – Amerikan ilişkilerine zarar vereceği kesin. Şubat ayı başında Washington’da temaslarda bulunan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye’nin bu konudaki hassasiyetini şöyle dile getirmişti: “Türkiye aleyhinde bir karar tasarısı. Bu, her şeyi berbat edecek bir şey. Bunu büyük bir içtenlikle ve açık bir şekilde muhataplarımla konuştum. Ve herkese dedim ki, böyle bir şey olursa bunun etkisi geçici olmaz.”

Wall Street Journal gazetesinde bir makalesi yayınlanan Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi Mark Parris, tasarının kabulünün Türk-Amerikan ilişkilerinde bir tren kazasına yol açacağını ve bunun Amerika’nın çıkarlarının aleyhinde olacağını vurguladı.

Yönetim de bunun farkında. Amerika’nın Sesi’ne açıklama yapan Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcılarından Matt Bryza şöyle konuşmuştu: “Bu olayları tartışırken siyasi bir karar alınmasını uygun bulmuyoruz. Bu görüşümüzü Kongre üyeleriyle paylaşıyoruz. Bu tasarının kabulünün iyi bir fikir olmadığı konusunda Kongre üyelerini ikna etmeye çalışıyoruz. Bir trajedi yaşandığını biliyoruz. Amacımız, siyasi beyanatlarda bulunmak değil; Türkiye’yle Ermenistan arasında uzlaşma sağlamaktır.”

Ermeni Lobisi Atakta

Amerika’nın Sesi’nin televizyon programına katılan Adalet ve Kalkınma Partisi Sakarya Milletvekili Şaban Dişli’ye Fransa’da Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili tasarının kabul edilmesini hatırlatarak Türkiye – Fransa ilişkilerinin ne derece zarar gördüğünü sorduk. Şaban Dişli, tasarının kabulünün tarihi Türkiye – Fransa ilişkilerini zora soktuğunu söyledi. Dişli, Türk halkının Fransız mallarını boykot ettiğini, Fransız şirketlerin de ihalelere alınmamasının kararlaştırıldığını belirtti.

Amerika’daki Ermeni lobileri ise Kongre’ye sunulan tasarının kabul edilmesi durumunda, Türk – Amerikan ilişkilerinin zarar göreceği açıklamalarına karşı bir girişim başlattı.

Hatta, Amerika Ermeni Ulusal Komitesi, internet sitesinde, 2001 yılında Fransa’daki tasarının kabulünün ardından Türkiye’yle Fransa arasında ticaretin yüzde 22 oranında arttığı; son beş yıl içinde de yüzde 131 oranında artış gösterdiği yolunda veriler yayınlıyor. Komite, Türkiye’nin tasarıyı kabul eden ülkelere sadece ‘sembolik’ yaptırımlar uyguladığını iddia ediyor ve Kongre’de daha önce kabul edilen Ermeni yanlısı bazı tasarılara rağmen, Türkiye’yle Amerika arasında ticaretin arttığına dikkat çekiyor.

Tasarıyı sunan milletvekilleri, tasarının kabulü durumunda Türk – Amerikan ilişkilerinin sadece kısa dönemde zarar göreceğini savunuyor.

Beklentiler

106 Sayılı Tasarıyı hazırlayan Temsilciler Meclisi üyelerinden, Demokrat Partili New Jersey milletvekili Frank Pallone, Amerika’nın Sesi muhabiri Devrim Çubukçu'ya şu açıklamayı yapmıştı: “Bu tasarının geçeceğine dair genel bir iyimserlik var. Bundan önceki Temsilciler Meclisi Başkanı Ermeni soykırımı tasarısını desteklemeyeceğini söylemişti. Ancak şimdiki Meclis Başkanı Nancy Pelosi tasarının destekçisidir. Büyük olasılıkla Başkan Bush Kongre’ye tasarıyı kabul etmemesi için bir çağrıda bulunacaktır. Ancak Demokratların çoğunlukta olduğu Kongre’nin onu dinleyeceğini sanmıyorum.”

Daha önceki yıllardan farklı olarak, Kasım ayındaki seçimlerden sonra Amerikan Kongresinde Demokratların çoğunluğu ele geçirmesi ve Temsilciler Meclisi Başkanlığına, California’dan, Ermeni lobisinin desteklediği Nancy Pelosi'nin seçilmesi, bu tasarının kabul edileceği yönündeki kaygıları arttırmış bulunuyor.

106 Sayılı Temsilciler Meclisi Tasarısı önce, Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonunda görüşülecek. Benzer bir tasarı 2005 yılında Komisyondan büyük bir çoğunlukla geçmişti – ancak yönetimin müdahalesiyle Genel Kurulun gündemine alınmamıştı.

Tasarının Komisyon gündemine alınıp alınmaması, Türkiye’ye yakınlığıyla bilinen Komisyon Başkanı Tom Lantos’un kararı. Ancak gözlemciler, Lantos’un pratikte tasarının görüşülmesini engellemesinin mümkün olmadığını düşünüyor – çünkü Lantos’un partisinden olan Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi tasarıyı destekliyor.

Daha önceki yıllarda, Başkanlar, Temsilciler Meclisi Başkanını arayıp, Türkiye’nin son derece önemli bir müttefik olduğunu; tasarının kabulünün Türk - Amerikan ilişkilerine büyük zarar vereceğini söyleyerek, tasarının genel kurul gündemine alınmasını engellemişti.

Bu seferki zorluk şu: Beyaz Saray ve Kongre’ye farklı partiler hakim ve Irak savaşı yüzünden taraflar arasında büyük bir anlaşmazlık var. Yani, Meclis Başkanının bu kez, Başkanın telkinlerine kulak asmasına daha az ihtimal veriliyor.

Ancak, Ermeniler lehindeki havaya rağmen 65 Sayılı Senato Tasarısının ertelenmesinin Ermeni lobisi tarafından kaygıyla karşılandığı düşünülüyor.

Tasarılar Siyasi

Kongre’ye sunulan tasarıların siyasi olduğu, Amerika’nın bir içpolitika meselesi olduğu konusunda kuşku yok.

Washington Post yazarı Jackson Diehl, Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili tasarıyı sunan California milletvekili Adam Schiff’in seçim bölgesinde 80 bin Ermeni asıllı Amerikalının yaşadığını anımsatarak, şöyle yazdı: “Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesini düşünün – ki bazıları Irak’taki Şiiler ve Sünniler arasındaki farkı bile bilmiyor - oturmuşlar, 92 yıl önce Türkiye’nin kuzeydoğu topraklarında meydana gelmiş bir olayın, Schiff’in iddia ettiği gibi olup olmadığı konusunda karar vermeye çalışıyor.”

Diehl, bu tür tasarıların genelde bazı siyasi grupların dışında görmezden gelindiğini belirtiyor – yani Amerikan halkının ve Kongre üyelerinin çoğunun bu tasarı konusunda bilgisi yok ve önemsemiyorlar. Tasarılar sadece belli bir kesimi tatmin etmek için hazırlanıyor.

Washington Times gazetesinde yayınlanan bir baş yazıda da, şu yoruma yer verilmişti: "Ermeni soykırımı tasarısı Amerika’nın dış politikadaki çıkarlarından çok, Washington’daki etnik lobilerin gücünün bir ürünü olarak ortaya çıktı. Böylesine tehlikeli bir dönemde Amerika’nın hem Irak’taki Kürt dostlarıyla hem de Türk müttefikleriyle daha yakın bir işbirliği içinde olması gerekir. Ancak Bayan Pelosi ucuz siyaset yaparak, birkaç oy daha alabilmek için etnik politikaya alet olmayı kabul ediyor."

Meclis Heyeti Geliyor

Önümüzdeki haftalarda bu konu daha çok tartışılacak. Tasarının sunulmasının ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisinden üç ayrı heyetin Washington’a gelmesi planlanmıştı.

Geçen hafta ilk heyetin temaslarının ardından, bu hafta ikinci bir heyet Washington’da görüşmeler yapacak. İkinci TBMM heyetinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekilleri Egemen Bağış, Vahit Erdem ve Reha Denemeç; Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri Bihlun Tamaylıgil ve Ersin Arıoğlu bulunuyor.

XS
SM
MD
LG